8 Eylül 1999 Sonrası Girişli 5434'e Tabi Memur İçin İsteğe Bağlı İştirakçilik Fayda Sağlar Mı?
5434 sayılı Kanuna tabi olup da, 10 yıllık hizmetini doldurduktan sonra istifa edenler, zorunlu olarak çalışmamak ve SGK primlerinin tamamını kendileri ödemek kaydıyla, memurluk hizmetleri üzerinden emekli olurlar.
Mevzuat ve Değerlendirmeler:
8 Eylül 1999 tarihinden önce hiçbir statüde çalışması olmayan ve bu tarihten sonra ilk defa çalışmaya başlamış olan ve 1 Ekim 2008 tarihinden önce de memurluğa başlayanlar 5434 sayılı Kanun kapsamına girerler.
Bu durumda olanlardan kadın ve erkek 25 hizmet yılı + kadın 58 yaşını, erkek 60 yaşını doldurduklarında emeklilik şartlarını yerine getirmiş olurlar.
İsteğe bağlı iştirakçilik sistemi (5434 SK/Md.12):
İsteğe bağlı iştirakçilik 5434 sayılı Kanuna tabi olanlar için uygulanır, 5510 sayılı Kanuna tabi olanlar hakkında uygulanmaz. Bu şekilde memurlukla hizmet tamamlama işi sadece 5434 sayılı Kanuna tabi memurlar için geçerli olup, ilk defa 5510 sayılı Kanuna tabi olan memurlar için geçerli değildir. 5510 sayılı Kanuna tabi memurlar için de bu sistem bulunmakla birlikte, memurluktan ayrıldıktan sonra isteğe bağlı sigortalılık devam ettirilmek istendiğinde, bu sigortalılık durumu 4/b kapsamında hizmet sayılmaktadır. Yani, esnaf statüsünde hizmet sayılmaktadır.
İsteğe bağlı iştirakçilik sisteminden yararlanabilmek için;
- 5434 sayılı Kanuna tabi olarak en az 10 yıl çalışmalarının olması,
- Memurluktan ayrılma durumlarının mutlaka kendilerinin istifa etmesi/müstafi duruma düşmeleri,
gereklidir.
Bu şartları taşıyan memurlar görevlerinden ayrıldıktan sonra 6 ay süreyi geçirmemek şartıyla SGK ya müracaat ederek isteğe bağlı iştirakçilik uygulamasından yararlanabilir.
25 yıl hizmet ve 58 veya 60 yaş şartına tabi olanların isteğe bağlı iştirakçilik kurması fayda sağlar mı? Zararları olabilir mi?
Günümüzde isteğe bağlı iştirakçilik, genelde emeklilik şartı olan 25 hizmet yılını tamamlamaya az bir süre kalan ve bu süreyi hiçbir şekilde zorunlu bir işyerinde çalışmadan tamamlamak isteyen ve hizmet süresini tamamladıktan sonra da bu sistemden çıkıp yine hiçbir şekilde zorunlu bir işyerinde çalışmadan emeklilik yaşlarını bekleyenlerin tercih ettiği bir durum olabileceğini söyleyebiliriz.
Özetle, genel olarak yararlanmak isteyenler hizmet süresini tamamlayacak süre kadar isteğe bağlı iştirakçilikten yararlanıp bu hizmet süresini tamamladıktan sonra ayrılıp emeklilik yaşını bekleyenlerin de tercih ettiği bir konu olduğunu değerlendirmekteyiz.
İsteğe bağlı iştirakçilik, kişinin intibakı esas alınarak belirlenen SGK prim kesinti tutarlarının tamamını (sağlık primi dahil) her ay kişiler tarafından SGK ya ödemek suretiyle hizmet satın almak suretiyle emeklilik haklarından yararlanma yöntemidir. Memurun görevinden ayrıldığı tarihteki SGK kesintilerine esas tutulan intibakları üzerinden SGK ya ödeyecekleri tutar belirlenir. Her ay için hesaplanan bu tutarlar (her yıl intibak ilerlediğinde artarak) isteğe bağlı iştirakçilikten yararlanmak isteyen kişi tarafından SGK ya ödenir ve her ödenen ay hizmet olarak sayılır, ödenmeyen aylar için veya SGK ca tespit edilen tutardan daha eksik yatırılmış olan aylar hizmet olarak sayılmaz.
İsteğe bağlı iştirakçilik süresine emekli ikramiyesi verilmez, emekli aylık oranında değerlendirilir. Bu süreler, emekli keseneğine esas aylık intibakında, yani ek göstergeyi etkilemeyen intibak işleminde uygulanır.
Bu durumda olanlar hakkında da hizmet bütünleşmesi olduğu takdirde son 7 yıl kuralı geçerlidir. Yani son 7 yıl içindeki hizmet ağırlığı hangi statüde geçmişse o statü esas alınarak emeklilik işlemleri uygulanır. Başka bir ifade ile memur olarak emeklilik hizmet süresini tamamladıktan sonra bu sistemden çıkıp işçi veya esnaf olarak çalışılır ve bu sürede 3 yıl 6 ay ve daha fazla olursa memur statüsünden emekli olunamaz.
Sonuç değerlendirmemiz:
Öncelikli olarak isteğe bağlı iştirakçilik sisteminden yararlanmak her zaman için kişilerin kendi tercihleridir. Bu sistemden yararlanacak kişilerin öncelikli olarak emeklilik hizmet sürelerini kısa sürede tamamlayacak olanların tercih edecekleri bir sistem olabileceğini değerlendirmekteyiz.
Bunun yanı sıra emeklilik yaşının doldurulacağı tarihin de yakın bir tarih olması, yani yaş olarak (58-60 yaş) emekli aylığını kazanacakları sürenin de az bir zaman kalmış kişilerin tercih etmeleri gereken bir husus olduğunu değerlendirmekteyiz. Ancak yine de belirttiğimiz gibi bu sistemin her zaman için kişilerin özel durumlarını düzelten/kolaylaştıran bir sistem olduğunu da belirtebiliriz.
Özetle, bu sistemin önemli avantajı hiçbir şekilde zorunlu çalışma olmadan emeklilik için gereken hizmet süresini tamamlayacak kadar süreyi Sosyal Güvenlik Kurumundan hizmet satın alma durumudur ve emeklilik yaşını uzunca bir süre zorunlu çalışmadan beklemeye fayda sağlamaktadır. Yani bireysel emeklilik sistemi benzer bir sistem gibi düşünülebilir.
Dezavantajları ise çalışanlar için Kurumlarca ödenen Kurum karşılık tutarları ile Genel Sağlık Sigortası primlerinin de her ay Sosyal Güvenlik Kurumuna kişilerce ödenme durumunun olması, bu sürelerin emekli ikramiyesi hesabında sayılmaması, ek gösterge kazanımını sağlayacak intibak işleminde uygulanmaması ve de daha önemlisi kişilerin çalışma hayatından ayrılma, yani pasif duruma düşme durumları söylenebilir.