AYM'den emsal karar: Kesinleşmiş ceza olmadan ihraç edilmek hak ihlali midir?
FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında kesinleşmiş bir mahkümiyet kararı olmaksızın KHK ile ihraç edilen eski astsubay Turgay Usanmaz'ın başvurusunu inceleyen Anayasa Mahkemesi, "masumiyet karinesi" ve "özel hayata saygı hakkı" ekseninde çok tartışılacak bir karara imza attı.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası yayımlanan 672 sayılı KHK ile meslekten ihraç edilen T. U.'ın bireysel başvurusunu karara bağladı. Başvurunun odağını, bir kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla sabitlenmeden kamu görevinden çıkarılmasının anayasal hakları zedeleyip zedelemediği sorusu oluşturdu.
Başvurucunun Temel İddiası: "Mahkümiyet Yoksa İhraç Masumiyet Karinesine Aykırıdır"
Başvurucu T. U., Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda temel olarak iki noktaya dikkat çekti. Henüz hakkında kesinleşmiş bir hapis cezası bulunmadığı bir dönemde isminin KHK listesinde yayımlanarak ihraç edilmesinin "suçsuzluk karinesini" (masumiyet karinesi) ağır şekilde ihlal ettiğini savundu. Ayrıca, bu işlemin sosyal ve mesleki hayatını bitirdiğini belirterek "özel hayata saygı hakkının" haksız yere kısıtlandığını ileri sürdü.
AYM Kararı: İdari Tasarruf ile Ceza Yargılaması Farklıdır
Yüksek Mahkeme, yaptığı incelemede kamu görevinden çıkarma işleminin bir "suç isnadına bağlı ceza" olmadığını, devletin güvenliğini korumak adına aldığı bir "idari tedbir" olduğunu vurguladı. Kararda, kamu görevlilerinin devlete olan "sadakat yükümlülüğü"ne atıf yapılarak, idarenin bu bağı kopmuş gördüğü kişilerle çalışmama yetkisinin olduğu belirtildi.
Masumiyet Karinesi Neden İhlal Edilmedi?
Anayasa Mahkemesi, masumiyet karinesinin ihlal edilmediğine yönelik gerekçesinde şu hususların altını çizdi:
İdari ve Adli Süreç Ayrımı: Kamu görevinden çıkarma işleminin, kişinin suçlu ilan edilmesi anlamına gelmediği, sadece kamu hizmetinin güvenilirliğini koruma amacı taşıdığı ifade edildi.
Fiili Durum Değerlendirmesi: Başvurucunun darbe gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndaki eylemlerinin (silah deposunu açma, darbecilere refakat etme vb.) idari makamlarca "iltisak" için yeterli somut veri olarak kabul edilebileceği belirtildi.
Yargısal Denetim Yolu: KHK sonrası kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu ve sonrasındaki idari yargı yollarının açık olması, hak arama hürriyetinin korunması olarak değerlendirildi.
Özel Hayata Saygı Hakkı ve Kamu Menfaati Dengesi
Mahkeme, ihraç kararının başvurucunun özel hayatı üzerinde ciddi etkiler yarattığını kabul etmekle birlikte; demokratik bir toplumda devletin, anayasal düzeni korumak adına bu tür sınırlamalar yapabileceğine hükmetti. Kararda, darbe teşebbüsü gibi olağanüstü bir süreçte "kamu yararı ile bireysel hak arasındaki dengenin" gözetildiği savunuldu.
Başvuru Kabul Edilemez Bulundu
T. U.'ın iddialarını inceleyen AYM, derece mahkemelerinin kararlarında bariz bir takdir hatası veya açık bir keyfilik bulunmadığına işaret ederek başvurunun "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. Bu karar, OHAL dönemindeki ihraçların hukukiliği noktasında yüksek mahkemenin çizdiği sınırları bir kez daha tescillemiş oldu. Kararı görmek için tıklayınız.