Eğitim-Bir-Sen araştırdı: Mevcut doğum izni anneler için yeterli değil
Eğitim-Bir-Sen'in 81 ilde 15 bin 44 kadın eğitim çalışanıyla gerçekleştirdiği saha araştırması, kadın kamu görevlilerinin mevcut doğum izni uygulamalarından ciddi biçimde memnun olmadığını ortaya koydu. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu, doğum izninin 1 yıla çıkarılmasını ve esnek çalışma modellerinin hak kaybı yaratmadan yeniden düzenlenmesini talep etti.
Türkiye'de kadın kamu görevlilerinin çalışma hayatındaki en temel sorun alanlarından biri olan analık hakları, Eğitim-Bir-Sen'in geniş katılımlı saha araştırmasıyla yeniden gündeme taşındı.
Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu ile Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) iş birliğinde hazırlanan "Türkiye'de Eğitim Alanında Çalışan Kadın Kamu Görevlilerinin Analık Haklarına Yönelik Beklentileri Saha Araştırması", mevcut doğum izni ve esnek çalışma uygulamalarının kadın çalışanlar açısından ciddi yapısal sorunlar barındırdığını ortaya koydu.
Araştırma, 2025 yılı Aralık ayında Türkiye'nin 81 ilinde, farklı branş ve görevlerde çalışan 15 bin 44 kadın eğitim çalışanının katılımıyla gerçekleştirildi.
Elde edilen veriler, analık haklarının yalnızca bireysel bir sosyal hak meselesi değil; kadın istihdamının sürdürülebilirliği, iş verimliliği, aile bütünlüğü ve nüfus politikaları açısından da stratejik bir başlık olduğunu gözler önüne serdi.
Mevcut Doğum İzni Anneler İçin Yeterli Değil
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, mevcut doğum izni süresine yönelik memnuniyetsizlik oldu. Katılımcıların %97,1'i, yürürlükte bulunan 16 haftalık doğum izni süresinin anneler için yeterli olmadığını ifade etti. Bu oran, kadın kamu görevlileri arasında neredeyse ortak bir görüş birliğine işaret etti.
- Kadınların %93,1'i, doğum sonrası izin süresinin mutlaka artırılması gerektiğini belirtti.
- %90,8'i ise doğum izninin 60 haftaya çıkarılması yönünde açık bir talep ortaya koydu.
Katılımcılar, özellikle bebeğin ilk bir yılında annenin fiziksel, psikolojik ve duygusal iyilik halinin hem çocuk gelişimi hem de aile bütünlüğü açısından kritik olduğuna dikkat çekti.
İşe Dönüş Süreci Desteksiz Bulunuyor
Araştırma yalnızca doğum izni süresini değil, doğum sonrası işe dönüş sürecini de mercek altına aldı. Katılımcıların %70,9'u, doğum izni sonrası işe dönüş sürecinin yeterince desteklenmediğini belirtti. Bu destek eksikliğinin, annelerde tükenmişlik hissini artırdığı, iş verimliliğini düşürdüğü ve mesleki motivasyonu olumsuz etkilediği ifade edildi.
Kadın eğitim çalışanlarının %81,4'ü, doğum izninin yalnızca bir "izin" değil; iş-aile dengesini kurmada temel bir araç olduğunu vurguladı. Araştırma, kısa süreli izinlerin anneleri hem çocuk bakımında hem de mesleki sorumluluklar karşısında zorlayıcı bir ikilemle baş başa bıraktığını ortaya koydu.
Yarım Zamanlı Çalışma: Var Ama Bedeli Ağır
Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri de yarım zamanlı çalışma uygulamaları oldu. Mevcut mevzuatta yer alan yarım zamanlı çalışma hakkının, uygulamada ciddi özlük ve mali kayıplara yol açtığı ifade edildi.
- Katılımcıların %95,8'i, yarım zamanlı çalışmada maaş, emeklilik, terfi ve sosyal hakların korunması gerektiğini belirtti.
- Kadınların büyük bölümü, yarım zamanlı çalışmanın "hak" olmaktan çok, ekonomik ve mesleki kayıplarla sonuçlanan bir tercihe dönüştüğünü dile getirdi.
- %91,8'i, yarım zamanlı çalışma hakkının kapsamının genişletilmesini isterken; %94,8'i, esnek çalışma modellerinin kadınların iş verimliliğini artırdığını ifade etti.
Bu veriler, esnek çalışmanın doğru tasarlandığında hem çalışan hem de kurum açısından kazanım sağlayabileceğine işaret etti.
Haftalık Çalışma Süresi ve Yeni Modeller
Araştırmada yer alan açık uçlu sorular, kadın kamu görevlilerinin yalnızca izin süreleri değil, genel çalışma rejimine ilişkin de beklentiler taşıdığını gösterdi. Katılımcılar, haftalık çalışma süresinin 32 saate düşürülmesi gerektiğini belirtirken, dünyada yaygınlaşan 4 gün çalışma modelinin Türkiye'de de pilot uygulamalarla değerlendirilmesini önerdi.
Kadın çalışanlar, özellikle küçük çocuğu olan anneler için zaman yönetiminin, iş yükünden çok daha belirleyici bir sorun haline geldiğine dikkat çekti. Çalışma saatlerindeki esneklik ve süre kısaltmasının, hem aile yaşamını hem de mesleki performansı olumlu yönde etkileyeceği ifade edildi.
Anne Olmak Kariyer Kaybına Dönüşmemeli
Araştırma raporunda, analık haklarının mevcut haliyle kadınları ya çalışma hayatından uzaklaşmaya ya da ağır bedeller ödeyerek devam etmeye zorladığı vurgulandı. Katılımcılar, anne olmanın mali kayıp, kariyer gerilemesi ve mesleki görünmezlik ile eş anlamlı hale gelmemesi gerektiğini dile getirdi.
Politika Önerileri
- Doğum izninin 16 haftadan 60 haftaya çıkarılması
- Yarım zamanlı çalışmada hiçbir sosyal ve mali hak kaybı yaşanmaması
- Babalık izinlerinin artırılarak ebeveynlik sorumluluğunun dengelenmesi
- Güvenceli ve hak kaybı yaratmayan esnek çalışma modellerinin hayata geçirilmesi
Araştırma sonuçları, kadın kamu görevlilerinin analık haklarına ilişkin taleplerinin bireysel beklentilerin ötesine geçtiğini; sosyal politika, çalışma hayatı ve demografik gelecek açısından yapısal bir düzenleme ihtiyacına işaret ettiğini ortaya koydu.
Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, rapora ilişkin açıklamaları için..
'Kadın memurlar, yarım zamanlı çalışma kapsamının genişletilmesini istiyor'