Kamuda 'Hiyerarşik Bypass' kurumları zayıflatıyor

Bakanın bakan yardımcısını atlayıp doğrudan genel müdürlerle iş yürütmesi, bakan yardımcısının genel müdürü devre dışı bırakıp daire başkanlarıyla muhatap olması. Türk kamu yönetiminde adı pek konulmayan ama sonuçları ağır olan bu tablo, uluslararası literatürde "hiyerarşik bypass" olarak tanımlanıyor.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 11 Mayıs 2026 09:05, Son Güncelleme : 08 Mayıs 2026 15:19
Kamuda 'Hiyerarşik Bypass' kurumları zayıflatıyor

Hiyerarşik bypass (1): Genel Müdürün, yardımcısı ve daire başkanını atlayıp şube müdürüyle muhatap olması

Kamu kurumlarında çalışanların yakından tanıdığı ancak açıkça dile getirmekte güçlük çektiği bir tablo var: Üst yöneticilerin, bir alt kademedeki yöneticiyi devre dışı bırakarak daha aşağıdaki birimlerle doğrudan ilişki kurması. Bakan düzeyinde başlayan bu eğilim, kurumun tüm kademelerine sirayet edebiliyor; genel müdür yardımcılarını atlayan genel müdürler, şube müdürlerini yok sayan daire başkanları da bu tablonun parçası haline geliyor.

Hiyerarşik bypass (2): Memur da şube müdürünü atlayarak daire başkanına direkt erişiyor

Söz konusu durum yalnızca yukarıdan aşağıya işlemiyor. Kimi zaman alt kademedeki personelin, amirini es geçerek üst yönetime doğrudan erişim sağlaması ve bunu kurumsal bir avantaja çevirmesi de aynı sorunun farklı bir yüzünü oluşturuyor.

Orta Kademe Neden Kritik?

Kamu yönetiminde orta kademe yöneticiler, yalnızca emir ileten bir ara katman değil; kurumsal deneyimin, mevzuat bilgisinin ve idari belleğin taşıyıcısı konumunda. Bu kademe işlevsiz kılındığında kurumlar ağır bir bedel ödüyor: Yetki sınırları muğlaklaşıyor, hesap verebilirlik zayıflıyor, kararlar artık kurumsal süzgeçten değil kişisel kanallardan akıyor. Uzun vadede ise en kritik kayıp kurumsal hafızanın erimesi oluyor; deneyimli yöneticiler zamanla karar üretmeyi bırakıyor, çünkü o işlev fiilen başkasının eline geçmiş durumda oluyor.

Memurlar.net Değerlendirmesi: Türkiye ABD'nin İzinde mi?

Karşılaştırmalı kamu yönetimi verileri bu tablonun Türkiye'ye özgü olmadığını ortaya koyuyor. Gelişmiş demokrasiler arasında siyasi atama sayısı açısından kıyaslanamaz ölçüde öne çıkan ABD'de benzer gerilimler onlarca yıldır belgeleniyor. Reagan döneminde kariyer yöneticilerini fiilen işlevsiz kılan "gölge kadro" uygulaması bunun tarihsel bir örneği. Son dönemde ise kariyer kökenli üst düzey yöneticilerin sayısındaki dramatik düşüş, uzmanlar tarafından kurumsal kapasite kaybı olarak değerlendiriliyor.

- Güven ilişkisine dayalı yönetim kültürü derinleşiyor

Türkiye'deki tabloya bakıldığında bu süreçle yapısal benzerlikler dikkat çekiyor. Güven ilişkisine ve siyasi yakınlığa dayalı yönetim kültürünün derinleşmesiyle birlikte orta kademe giderek işlevsizleşiyor. Kurumun gerçek belleğini taşıyan bu katman sahadan çekildiğinde ise yönetim, birkaç kişinin inisiyatifine ve bilgi birikimine mahkum hale geliyor; son derece kırılgan bir yapı ortaya çıkıyor.

İskandinav ülkeleri ve Almanya başta olmak üzere köklü idari geleneklere sahip sistemlerde bu tablonun neden bu denli sınırlı kaldığı sorusunun yanıtı da burada saklı: O ülkelerde orta kademenin yetki alanı yasal güvenceye kavuşturulmuş, kariyer yolu siyasi süreçlerden bağımsız tutulmuş durumda.

Çözüm Kurumsal Güvencede

Hiyerarşi, otoriteyi pekiştiren biçimsel bir katılık değil; yetkinin ve sorumluluğun sağlıklı akışını düzenleyen işlevsel bir mekanizma. Bu mekanizmanın işlerliğini yitirmesi yöneticilerin kişisel tercihleriyle açıklanamaz; sistemin bunu mümkün kılan ya da zorlaştıran yapısal özellikleri belirleyici. Türkiye'de yetki devrinin fiiliyatta değil yalnızca kağıt üzerinde kaldığı, orta kademe yönetici iş güvencesinin siyasi konjonktüre göre şekillendiği sürece bu tablo değişmeyecek.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber