1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

Nükleer Düzenleme Kurumunun, VHKİ için sözlü sınav yapması hukuka aykırı mı?

Nükleer Düzenleme Kurumu'nun, personel alımında, teşkilat kanununda veya KPSS Yönetmeliğinde açık bir yetki bulunmaksızın, sözlü sınavla personel alacak olması hukuka uygun değildir.
14 Ekim 2019 11:04
Yazdır
Nükleer Düzenleme Kurumunun, VHKİ için sözlü sınav yapması hukuka aykırı mı?

Nükleer Düzenleme Kurumu Merkez teşkilatı kadrolarında görev yapmak üzere, Nükleer Düzenleme Kurumu İnsan Kaynakları Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde Genel İdari Hizmetler sınıfından giriş sınavı ile 15 (on beş) Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni alınması için ilana çıkmıştır. İLAN METNİ İÇİN TIKLAYINIZ

İlanda yapılacak giriş sınavı ayrıntılı bir şekilde açıklanmış olup; yapılacak sözlü sınavın konuları, yeri tarihi açıklanmıştır.

Sitemize ulaşan çok sayıda aday, Nükleer Düzenleme Kurumunun KPSS B kadrolarına sözlü sınav yapmasının dayanağı hususunda tereddüde düştüklerini ve sitemizce kamu oyunun aydınlatılması talep edilmiştir.

Konuya ilişkin açıklamamız şu şekildedir.

02/07/2018 tarihli ve 702 sayılı Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinde, "...Kurum personeli bu Kanun Hükmünde Kararnameyle düzenlenen hususlar dışında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir...

Kurum personelinin çalışma usul ve esasları ile uyacakları mesleki ve etik ilkeler ile istihdam edilecek personelin nitelikleri Kurum tarafından yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır.

26/07/2019 tarihli ve 30842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Nükleer Düzenleme Kurumu İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinde, "İlk defa kamu hizmetine Kurum bünyesinde başlayacakların atamaları, 18/3/2002 tarihli ve 2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılan sınavlarda Kurum tarafından belirlenecek asgari puanı almış olanlar arasından, Kurum tarafından yapılacak giriş sınavı sonucuna göre Başkan tarafından yapılır..." hükmü yer almaktadır.

11 nci maddesinde giriş sınavı açıklanmış olup; "...(3) Meslek personeli dışındaki personel için yapılacak giriş sınavları, aşağıdaki şekilde uygulanır:

a) Giriş sınavları, sadece yazılı, sadece sözlü veya yazılı ve sözlü olarak yapılır.

b) Atama yapılacak boş kadroların unvanı ve sayısı, alınacak personelde aranacak genel ve özel şartlar, müracaat yeri ve son müracaat tarihi, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan KPSS (B) grubu kadrolar için Kurumca belirlenen asgari puan, sınavların yapılacağı yer ve zaman ile sınava ilişkin diğer hususlar, belirlenen başvuru süresinin bitiminden en az on beş gün önce Resmi Gazete ve Kurumun internet sitesinden duyurulur.

c) Giriş sınavları, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının bağlı olduğu başkan yardımcısının başkanlığında, Başkan tarafından belirlenecek en az beş kişilik bir komisyon tarafından yapılır.

ç) Sadece yazılı veya sadece sözlü sınav yapılması halinde; sınav başarı puanı, adayın KPSS puanının %50'si ve yazılı veya sözlü sınav puanının %50'si dikkate alınmak suretiyle, yazılı ve sözlü sınav yapılması halinde ise; sınav başarı puanı, adayın yazılı puanının %40'ı, KPSS puanının %10'u ve sözlü sınav puanının %50'si dikkate alınmak suretiyle belirlenir." denilmektedir.

Görüldüğü üzere Kuruma B Kadroları için sözlü sınav yapma imkanı verilmiştir. Ancak, burada şu sorunun cevaplanması önem arz etmektedir.

702 sayılı KHK' da sadece "Kurum personelinin çalışma usul ve esasları" Yönetmelikle belirlenebilecek iken Yönetmeliğe sözlü sınav konması hukuka uygun mudur?

1982 Anayasasının 128 inci maddesinde ise, "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır." hükmü yer almakta olup; Anayasa metninde yer almayan konularda burada yer verilerek Devlet memurlarının statüleri çok daha etraflı bir şekilde, bütün olarak Kanun kapsamına alınmıştır.

Buna göre memur statüsü Anayasanın bu hükmünün öngördüğü güvence öğelerini içeren genel veya özel yasalarla düzenlenebilecek olmakla birlikte bu konuya ilişkin ikincil nitelikteki hususlar ve bazı ayrıntılar, söz konusu güvenceyi zedelememek koşuluyla ilgili kuruluşların yapacakları yönetmeliklere bırakılabilir. Halbuki yönetmelikler üst normlara aykırı olamaz. Buna ilişkin bazı seçme kararlar aşağıda verilmiştir.

"Kamu kurum ve kuruluşlarınca kanun ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yapılan düzenleyici kurallara "Yönetmelik" denilmektedir.

Kanunları yürütmekle yetkili kılınan idare bu işlevini açıklayıcı ve ayrıntılı düzenlemeler yaparak yerine getirebilecektir. 1961 ve 1982 Anayasa'larında idarenin yönetmelik çıkarmaya yetkili olduğunun belirtilmesi de bunu doğrulamaktadır. Bu itibarla, idarenin kanunların uygulanması yönünden yönetmelik çıkarması için yasada ayrıca yetki verilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak, bazı kanunlarda idarenin yönetmelikle düzenleme yapması öngörülmektedir. Bu gibi durumlarda idare yönetmelikle düzenleme yapmak zorundadır. Kanunlarda yönetmeliğe ilişkin hüküm bulunmaması halinde yönetmelik çıkarıp çıkarmamak idarenin takdir hakkı kapsamına girmektedir. İdare takdir hakkına dayanarak kanunlarda açık hüküm olmasa dahi yönetmelik çıkarabilir. Bu husus yürütme görevinin doğası gereğidir.

İdare tarafından prosedürüne uygun olarak yürürlüğe konulan bir yönetmeliğin, adli yargı tarafından yürürlükten kaldırılması, yürürlüğünün durdurulması, iptal edilmesi veya yok sayılması mümkün değildir. Yönetmeliğin yürürlükten kaldırılması veya değiştirilmesi idareye, iptali ise idari yargıya aittir.

Anayasa'da kanun çıkarma yetkisi yasama organına verilmiştir. Yasama organı Anayasa çerçevesinde konu ile sınırlı olmaksızın kanun çıkarabilir. Bir başka deyimle kanun, Yasama organı tarafından yapılan bağımsız bir hukuksal düzenlemedir. Buna karşılık yönetmelik, kanunu açıklayan, kanunun uygulanmasını sağlayan ve kanunu tamamlayan bir idari tasarruftur. Yönetmelikle kanun arasında organik bağ mevcut olup, yönetmelik kanuna bağımlıdır. Bu sebeple öncelikle üstün norm olan kanunun, kanuna aykırı olmayan hallerde ise yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerekir. Bir başka anlatımla; kanunla yönetmeliğin çatışması halinde üstün norm durumunda bulunan kanuna değer verilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi zorunludur. Öğretide bazı hukukçular yönetmeliklerin kanuna aykırı olmasının adli yargıda incelenemeyeceği, bu gibi hallerde ilgili taraf idari yargıya başvurarak yönetmeliğin iptalini sağlamak üzere önel verilmesi ve bunun bekletici sorun yapılması gerektiği konusunda görüş bildirmektedirler.

Gerek Anayasada ve gerekse kanunlarımızda yönetmelikle kanunun çatışması halinde bunun bekletici sorun sayılması gerektiği hususunda bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca, adli yargı içinde ceza ve hukuk ayırımı yapılarak sonuca varılması da isabetli değildir. Yorum yaparken yargı yolunu bir bütün olarak kabul zorunludur. Yargıtayın süregelen uygulamalarında ayırım yapılmaksızın yönetmeliğin kanuna aykırı olması halinde, kanuna değer verilerek uyuşmazlıkların çözümlenmesi ilkesi benimsenmiştir. Yönetmeliğin kanuna bağımlı olması açıklanan şekilde yorum ve uygulama yapılmasını gerektirmektedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, E:1993/5, K:1996/1, T:22/03/1996)."

"Üst hukuk normuna aykırı bulunan yönetmelik hükmüne hukuki bir değer yüklemek suretiyle hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır (Danıştay 5. Daire, E:2002, K:2005/5075, T:10/11/2005)."

"Olayda uygulanan yönetmelik hükmünün, 657 sayılı Kanun'un 132. maddesinin kapsamını genişletici nitelikte olması nedeniyle, dava konusu işlemin iptalini gerektirir (Danıştay 2. Daire, E:2005/316, K:2007/1744, T:17/04/2007)."

"Yönetmeliğin kanuna aykırı olması mümkün olamayacağı gibi, Yönetmelikle bir hak inşası veya bir hakkın ortadan kaldırılması da mümkün değildir (AYİM Daireler Kurulu, E:1987/1, K:1987/29, T:24/09/1987)."

"Dava konusu Yönetmelik maddesinde; bir üst sınıf İş Güvenliği Uzmanlığı belgesi alınmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesi gerekirken, kanuna aykırı olarak (C) sınıfı işgüvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanların (A) sınıfı işgüvenliği uzmanlığı belgesi sınavına girebilmesine olanak tanınması hukuka aykırıdır (Danıştay 10. Daire, E:2013/7980,T:02/06/2014, YD Kararı)."

Görüldüğü üzere Kanun Hükmünde Kararnamede Kuruma sadece çalışma usul ve esaslarını belirleme hususunda Yönetmelik çıkarma yetkisi verilmişken, çıkartılan Nükleer Düzenleme Kurumu İnsan Kaynakları Yönetmeliği ile bu belirlemenin çok ötesine geçilerek B kadroları için "sözlü sınav getirilmiştir". Dolayısıyla söz konusu Yönetmeliğin idari yargıya taşınması halinde iptal edilmesi kesindir.

Memurlar.Net Açıklaması: Birçok kamu kurum ve kuruluşu B Kadroları için sınav yapmaktadır. Buna ilişkin olarak, Kanunlarına hüküm koyarak açık yetki almışlardır. Yine "Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin" ek 7 nci maddesinde, Orman muhafaza memurları için uygulama sınavı, OGM mühendis kadroları için yazılı ve/veya uygulamalı sınav, Türkiye Adalet Akademisi koruma ve güvenlik görevlisi kadroları için sözlü ve/veya uygulamalı sınav öngörülerek puan sırası dikkate alınarak yapılan atamaya istisnalar getirilmiştir. Dolayısıyla Nükleer Düzenleme Kurumu için bu Yönetmeliğe hüküm eklenebilirdi.

Memurlar.Net - Özel

Bu yazının tüm hakları Memurlar.Net'e aittir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 36. maddesi uyarınca alıntılanamaz. Telif hakları saklı tutulmuş bu yazının alıntılanması halinde yasal takip yapılacaktır. ©

Bu haberi oylayabilirsiniz 0 0
6 Yorum yapıldı
YORUMLARTüm Yorumlar Popüler Yorumlar
SON HABERLER
03:29 - Vergi Konseyi Yönetmeliği Yayımlandı03:22 - 12 Kasım 2019 tarihli atama kararnamesi yayımlandı00:20 - Rabia Naz Vatan'ın babası, DNA örneği vermeyi kabul etmedi00:07 - İBB Hukuk Kom. Başkanı, seçimden sonra kaç kişinin çıkarıldığını açıkladı00:03 - Engelli çocuğu olan memur, ne kadar çocuk yardımı alır?00:01 - 12 Kasım 2019'dan önemli gündem başlıkları23:54 - Türkiye Avrupa'da en çok erken yaşta evlilik olan ülke23:49 - İstanbul'da barajların doluluk oranı alarm veriyor23:44 - Tansiyon hastası sanıldı tümör çıktı23:38 - OYAK, British Steel'i almaktan vazgeçti
23:32 - Aracını internetten satmak isterken dolandırıldı23:26 - Sosyal medyadan bekçilere hakarete gözaltı23:20 - 'Her yıl Kıbrıs kadar arazi erozyona kurban gidiyor'23:14 - Barış Yarkadaş, Kasım'da fidan dikilmez dedi, Orman Genel Müdürü yalanladı23:08 - Kastamonu'da kayıp kadın 22 gün sonra ölü bulundu23:02 - İBB'den su zammı açıklaması22:56 - Ak Parti'li yetkilinin sözlerinin ardından iki isim istifa etti22:50 - Orhanlı gişelerindeki olaylara ilişkin davada cezalar onandı
1 2 3 4 5 6 7 Tümü
ANKET
1928 tarihindeki Harf Devriminin, Türk milletinin geleneğiyle olan bağını kopardığı yönündeki görüşe;
ARŞİV
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam