1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

Kamu görevlisinin özel hayatının haber yapılması tazminat davasına konu edilebilir mi?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu konuya ilişkin olarak vermiş olduğu bir kararda, Emekli Tümamiral olan davacı ile dava dışı eş arasındaki iddialara ilişkin yapılan haber sebebiyle istenilen manevi tazminat talebini reddetmiştir.
28 Haziran 2020 10:08
Yazdır
Kamu görevlisinin özel hayatının haber yapılması tazminat davasına konu edilebilir mi?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu konuya ilişkin olarak vermiş olduğu bir kararda, Emekli Tümamiral olan davacı ile dava dışı eş arasındaki iddialara ilişkin yapılan haber sebebiyle istenilen manevi tazminat talebini reddetmiştir.

"Amiral ve Eşinin Köstebek Kavgası" başlığı altında yapılan haberin gerçeğe aykırı olduğunu, suç isnadı ve hakaret içerdiğini belirterek kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir.

Yargıtay red kararı verirken şu gerekçelere dayanmıştır:

Haber, verildiği andaki beliriş biçimine göre görünür gerçeklik (maddi gerçeklik) kapsamında ise hukuka uygun kabul edilmelidir.

Basının maddi gerçekliği araştırmak ve kanıtlamak yükümlülüğü bulunmamaktadır.

NOT: Boşanma davası sırasında taraflar karşılıklı olarak basına demeç vermişlerdir.

Dolayısıyla ortada maddi bir gerçeklik yokken kamu görevlisinin özel hayatına ilişkin asılsız haber yapılması ceza davasına konu edilebileceği gibi maddi ve manevi tazminata da konu edilebilir.

T.C. YARGITAY DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas : 2011/11991

Karar : 2012/2673

Tarih : 22.02.2012

ÖZET: Dava; basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Basının maddi gerçekliği araştırmak ve kanıtlamak yükümlülüğü bulunmamaktadır. Haber, verildiği andaki beliriş biçimine göre görünür gerçeklik kapsamında ise hukuka uygun kabul edilmelidir. Somut olayda,davaya konu yayının 15/4/2010 tarihinde yapıldığı, davacı hakkında devam eden soruşturmanın 30/11/2010 tarihinde sonuçlandığı, soruşturma ve dava dışı eş ile aralarındaki boşanma davasındaki iddialar yayına konu edildiğine göre yayında hukuka aykırı bir yön bulunmayıp bu hali ile görünür gerçeklik kapsamındadır. Şu halde açıklanan gerekçelerle istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken basın ilkeleri ile bağdaşmayacak şekilde basına maddi gerçekliği kanıtlama yükümlülüğü yükleyecek gerekçe oluşturularak istemin kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd. aleyhine 19/04/2010 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/04/2011 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ve davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava; basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece, davaya konu edilen hususların ispatlanamadığı gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı davaya konu edilen ... Gazetesinin 15/4/2010 tarihli sayısında "Amiral ve Eşinin Köstebek Kavgası" başlığı altında yapılan haberin gerçeğe aykırı olduğunu, suç isnadı ve hakaret içerdiğini belirterek kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir.

Davalı, haber kaynağının davacı ile dava dışı eşi arasındaki boşanma davası sürecinde karşılıklı olarak basına verdikleri demeçler olduğunu, davacı hakkındaki iddialar nedeniyle Askeri Savcılık tarafından soruşturma yapıldığını belirterek görünür gerçeklik kapsamında kalan yayın nedeniyle istemin reddine karar verilmesini savunmuştur.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Emekli Tümamiral olan davacı ile dava dışı eşi ... arasında ... 8. Aile Mahkemesinin 2008/794 esas sayılı dosyasında boşanma davası olduğu bu süreçte tarafların karşılıklı olarak basına demeç verdikleri, dava dışı eş ... tarafından basına verilen demeçler ihbar kabul edilerek, "Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Tahsis Oldukları Yerden Almak Başka Bir Yerde Kullanmak" iddiası ile ilgili olarak davacı hakkında Askeri Savcılık tarafından yapılan soruşturmada dava dışı eş ...'in tanık sıfatıyla bilgisine başvurulduğu anlaşılmaktadır. Tanık sıfatıyla beyanda bulunan ...; " 2002 yılında evlendiklerini, eşi ...'in 2004 yılında emekli olduğunu, 4 Haziran 2008 tarihinde evdeki eşyaları götürmek için 2 tır geldiğini, eşyaları toplarken eşinin bazı belgeleri siyah bir bavula koymaya çalışırken gördüğünü, ne olduğuna bakmak için belgelerin yere düşmesini sağladığını, belgeleri toplamaya çalışırken bazı belgeleri çaktırmadan alıp sakladığını, olayla ilgili olarak .. İstihbarat Daire Başkanlığı'nı aradığını, belgeleri verdiğini bildiklerini anlattığını, eşi ...'in her ay düzenli olarak ... isimli şahıstan 20 bin dolar para aldığını, ayrıca 50 bin, 100 bin ve 200 bin dolar şeklinde paralar da aldığını, bu paraları bazen elden bazen de şoförü Mehmet isimli kişiden aldığını, birçok belge ve bilgiyi klasörlerle teslim ettiğini, 2002 yılından beri oturdukları lojmanda 5-6 çanta içerisinde 5 milyon dolar civarında para olduğunu, bunu bizzat gördüğünü..." belirtmiştir. Genel Kurmay İstihbarat Daire Başkanlığı'nın 22/4/2010 tarihli cevabi yazı içeriğinden, belgelerin askeri gizlilik taşıyan istihbari nitelikte belge olmadığı, dava dışı eş ... ile yapılan görüşmede dile getirilen diğer iddialar ile ilgili yeterli kanıt bulunmadığı ve ... tarafından boşanma davasında yarar sağlamak amacına matuf olarak iddiaların dile getirildiği belirtilerek kamu davası açılmasına yeter derecede delil elde edilmediği gerekçesiyle 30/11/2010 tarih, 2010/311 evrak, 2010/219 esas ve 2010/38 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Öte yandan davaya konu edilen olayların dışında davacı ile dava dışı eşi arasında boşanma sürecinde hakaret- tehdit ve mala zarar verme gibi bir çok suçlardan ... 22 Asliye Ceza Mahkemesi, ... 11. Sulh Ceza Mahkemesi ve ... 7. Sulh Ceza Mahkemesinde ceza davalarının bulunduğu da görülmektedir.

Gelişim biçimi yukarıda açıklanan somut olayda; davacı ile dava dışı eşi arasında boşanma davası sırasında basına yansıyan ve dava dışı eş tarafından dile getirilen iddialar ile ilgili olarak davacı hakkında Askeri Savcılık tarafından soruşturma yapıldığı, yayın tarihinde soruşturmanın devam ettiği, yayın tarihinden sonra davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmaktadır.

Basının maddi gerçekliği araştırmak ve kanıtlamak yükümlülüğü bulunmamaktadır. Haber, verildiği andaki beliriş biçimine göre görünür gerçeklik kapsamında ise hukuka uygun kabul edilmelidir. Somut olayda, davaya konu yayının 15/4/2010 tarihinde yapıldığı, davacı hakkında devam eden soruşturmanın 30/11/2010 tarihinde sonuçlandığı, soruşturma ve dava dışı eş ile aralarındaki boşanma davasındaki iddialar yayına konu edildiğine göre yayında hukuka aykırı bir yön bulunmayıp bu hali ile görünür gerçeklik kapsamındadır. Şu halde açıklanan gerekçelerle istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken basın ilkeleri ile bağdaşmayacak şekilde basına maddi gerçekliği kanıtlama yükümlülüğü yükleyecek gerekçe oluşturularak istemin kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA,bozma nedenine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22/02/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.22/02/2012

Memurlar.Net - Özel

Bu yazının tüm hakları Memurlar.Net'e aittir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 36. maddesi uyarınca alıntılanamaz. Telif hakları saklı tutulmuş bu yazının alıntılanması halinde yasal takip yapılacaktır. ©

Bu haberi oylayabilirsiniz 0 0
3 Yorum yapıldı
YORUMLARTüm Yorumlar Popüler Yorumlar
SON HABERLER
01:05 - Çocuklar için hikaye seti01:00 - İdare mahkemesi: 6 yıl sonra kademe ve derecesi düşürülemez00:55 - Dışişleri Bakanlığı'ndan 'Azerbaycan' açıklaması00:38 - Bakan Kasapoğlu: Salgında 75 bin vatandaşımızı yurtlarımızda ağırladık00:32 - Karayolları Genel Müdürlüğü'nün ilanı Meclis gündeminde00:25 - Lokal anestezi ile akciğer ameliyatı yapıldı
00:16 - Erdoğan, Ayasofya kararının alındığı geceyi nasıl geçirdi00:15 - Yoğun bakım hasta sayısı 2 ay önceki rakamlara ulaştı00:05 - Bilecik Belediyesi Kayı heykelini kaldırdı, açıklama yaptı00:04 - Sözleşmeli personel mehil izni kullanır mı?00:04 - Cirolarına göre Türkiye internet ekosisteminin en büyük 100 şirketi00:02 - 13 Temmuz 2020'den önemli gündem başlıkları
00:01 - Rektör Bağ, Genel Müdürlük koltuğunu bıraktı00:00 - 2020 yılı Tercih Danışmanlığı Kılavuzu yayınlandı23:48 - Savcı, 5816 kaldırılsın diyen vatandaşı gözaltına aldırdı23:45 - Türkiye'nin koronavirüsle mücadelesinde son 24 saatte yaşananlar23:20 - OGM'de münhal şeflikler doldurulacak
23:07 - Samsun'a şehit ateşi düştü
1 2 3 4 5 6 7 Tümü
ANKET
Müze kararının iptal edilmesini ve Ayasofya'nın yeniden cami olarak ibadete açılması kararını;
ARŞİV
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri veya çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam