Sendika, İnternet yayınları ile ilgili yönetmeliğe dava açabilir mi?

Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamında Sunumu Hakkında Yönetmeliğe sendika dava açamaz

Kaynak : Memurlar.Net
Eklenme : 07 Aralık 2021 00:10
Sendika, İnternet yayınları ile ilgili yönetmeliğe dava açabilir mi?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bir sendika tarafından Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamında Sunumu Hakkında Yönetmeliğinin bazı maddeleri için açılan davada, sendikanın bu yetkisinin bulunmadığına karar verdi.

Açılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesince, sendikanın dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

Davacı sendika ise, Kurul üyelerine geniş bir takdir yetkisi vermesi, 6112 sayılı Kanun'a aykırılık taşıması ve temel hak ve özgürlükler ile ifade ve haber alma özgürlüğüne aykırı düzenlemeler içermesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu; Sendikanın amaçları arasında bütün hak ve özgürlüklerin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesinin hedeflendiği, özgür ve demokratik bir basın yayın ve iletişim anlayışı ile hareket eden bir sendika oldukları ileri sürmüştür.

Danıştay İDDK ise bu savunmayı kabul etmeyerek, davanın ehliyet yönünden reddinin hukuka uygun olduğuna karar vermiştir.

T.C.

DANIŞTAY

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2020/868

Karar No: 2020/2845

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : . (. Sendikası)

VEKİLİ:

KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- . Kurumu

VEKİLLERİ:

2- . Kurulu

KAPAT [X]

VEKİLİ: Av..

İSTEMİN KONUSU:

Danıştay Onüçüncü Dairesinin 07/10/2019 tarih ve E:2019/3675, K:2019/2939 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava Konusu İstem:

01/08/2019 tarih ve 30849 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamında Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin, 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin, 5. maddesinin birinci fıkrasının, 6. maddesinin, 12. maddesinin, 16. maddesinin ve 17. maddesinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

Daire Kararının Özeti:

Danıştay Onüçüncü Dairesinin 07/10/2019 tarih ve E:2019/3675, K:2019/2939 sayılı kararıyla;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrası ve 14. maddesinin 3/c bendi ile 15. maddesinin 1/b bendine yer verilerek;

İptal davasının subjektif ehliyet şartı olan "menfaat ihlali"nin, öğretide ve içtihatta dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat alakası olarak tanımlandığı; menfaatin kişisel olmasının, idari işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olmasını gerektirmediği, sözü edilen menfaat alakasının varlığının ve sınırlarının her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmesi gerektiği;

Dava konusu Yönetmeliğin iptali isteminde bulunan davacının, bir kamu görevlileri sendikası olduğu; Anayasa'nın sendika kurma hakkını düzenleyen 51. maddesi, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve 19. maddesine yer verilerek;

Anayasa'da, 4688 sayılı Kanun'da, yargı kararlarında ve öğretide belirtilen kuruluş amaçları göz önünde bulundurulduğunda, kamu görevlileri sendikalarının kuruluş amaçlarıyla ilgili konularda dava açabileceklerinde kuşku bulunmadığı; diğer yandan, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesi uyarınca, söz konusu Yönetmeliğin amacının, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumuna, iletimine, medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmecilerine de yayın iletim yetkisi verilmesine ve söz konusu yayınların denetlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu; davacı Sendikanın tüzel kişiliğinin hak ve menfaatlerini doğrudan etkilemediği gibi, davacı Sendika üyesi personelin hak ve menfaatlarine yönelik herhangi bir düzenleme de getirilmediği; salt Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda örgütlü olmanın menfaat bağı için yeterli olmadığı hususları dikkate alındığında, dava konusu Yönetmelik ile davacı Haber-Sen (Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası)'nın menfaat alakasının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı;

Bu itibarla, davacı Sendikanın 01/08/2019 tarih ve 30849 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamında Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin, 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin, 5. maddesinin birinci fıkrasının, 6. maddesinin, 12. maddesinin, 16. maddesinin ve 17. maddesinin iptali istemiyle dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davacı Sendika tarafından; dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinin muğlak ifadeler taşıması ve dolayısıyla Kurul üyelerine geniş bir takdir yetkisi vermesi, 6112 sayılı Kanun'a aykırılık taşıması ve temel hak ve özgürlükler ile ifade ve haber alma özgürlüğüne aykırı düzenlemeler içermesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu; Sendikanın amaçları arasında bütün hak ve özgürlüklerin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesinin hedeflendiği, özgür ve demokratik bir basın yayın ve iletişim anlayışı ile hareket eden bir sendika oldukları ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:

Davalı idareler tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNIN DÜŞÜNCESİ:

Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;

"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 07/10/2019 tarih ve E:2019/3675, K:2019/2939 sayılı kararının ONANMASINA,

3. 02/12/2020 tarihinde, oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri "ehliyet" yönünden de incelenmektedir. Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri, davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. Danıştayın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari kararın davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yaratmaktadır.

Uyuşmazlığın konusu göz önüne alındığında menfaat ihlalinin "kişiselliği" üzerinde durulması zorunlu görülmüştür.

Kişisel menfaat ihlaline ilişkin Danıştay kararlarına bakıldığında, olayın özelliğine göre farklılıklar gösterdiği gözlemlenmektedir. Kiracıların, belde sakinlerinin, derneklerin, sendikaların, meslek kuruluşlarının dava açma ehliyetleri yönünden yapılan yargısal yorumlar zaman içinde iptal davasının hukuk devletini sağlamanın en önemli unsurlarından biri olduğu gerçeğini dikkate alan bir seyir izlemektedir.

İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulu, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir husustur. Dolayısıyla, kişisel menfaat ihlali kavramının, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.

Bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının menfaat ilgisini kurdukları idari tasarrufları, iptal davası yoluyla idari yargı önüne getirmelerinin, idarenin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin sağlanmasıyla "Hukuk Devleti" nin gerçekleştirilmesine hizmet edeceği; soruna bu açıdan bakıldığında, idari yargıya özgü bir dava türü olan "iptal davası"nı açan gerçek veya tüzel kişilerin, dava açmakla ulaşmak istediği amaç bakımından klasik anlamda "davacı"dan farklı olduğu tartışmasızdır.

Aksi yönde bir anlayış, iptal davasının ön koşullarından olan "menfaat ihlali"ni "hak ihlali"ne yaklaşan bir tarzda yorumlama sonucunu yaratır ki, bu durumun idari yargının varlık nedeni ile de kanun koyucunun amacı ile de bağdaşmayacağı açıktır.

Bu itibarla, bir idari faaliyet ile, dava açma ciddiyetini sağlamaya yetecek ölçüde muhatap olup, menfaat ilgisini kuran kişi ve kuruluşlar söz konusu faaliyetle ilgili idari işlemlerin iptali istemiyle dava açabilirler. Kamu görevlileri sendikasının dava açma ehliyetinin de bu açıdan ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nun 3(g) maddesinde, sendika, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un 19. maddesinde de, üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak sendikaların görevleri arasında sayılmıştır.

Anılan Kanun hükmünün değerlendirildiği Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 03/03/2006 tarih ve E:2005/1, K:2006/1 sayılı kararında, 4688 sayılı Kanun'un 19/f maddesi uyarınca kamu görevlileri sendikalarına, üyelerinin haklarını korumak amacıyla tanınmış olan dava açma hakkının kullanımında sınırlamaya gidilmesinin, Anayasa'nın hak arama hürriyetine ilişkin 36. maddesi kuralına uygun düşmeyeceği vurgulandıktan sonra, Danıştay Daireleri arasında, sendikaların, genel düzenleyici işlemlere karşı dava açabilmeleri konusunda içtihat farklılığı bulunmadığı; kamu görevlileri sendika ve üst kuruluşlarının, üyelerinin ortak, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için kurulmuş tüzel kişilikler olarak diğer tüm tüzel kişilere tanınan kuruluş amaçları çerçevesinde ve bu amaçları gerçekleştirecek ölçüde yetkili organları vasıtasıyla taraf ve dava ehliyetlerinin bulunduğu, bu nedenle, maddede öngörülen temsil yetkisinin gayesinin başka olduğu açıklanmıştır.

Yukarıda alıntı yapılan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararında da açıklandığı gibi, kamu görevlileri sendikalarının, kuruluş amaçlarını gerçekleştirecek ölçüde yetkili organları vasıtasıyla taraf ve dava ehliyetleri bulunmaktadır.

Davacı Sendikanın Tüzüğü'nün 2. maddesinde, Sendikanın amaçları arasında, üyelerinin mesleki özlük haklarını ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek, iş yaşamının hizmet özelliklerini uygun hale getirmek, her türlü siyasi otorite baskısından bağımsız görev yapabilmeleri için kamu basın-yayın, iletişim ve haberleşme kuruluşlarına tam özerklik sağlanması ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine dayanan uluslararası hukuk ve sözleşmelerden doğan bütün hak ve özgürlüklerin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak sayılmış; Sendikanın çalışma konularını ve çalışma usullerini düzenleyen 4. maddesinde, Sendikanın amaçlarını gerçekleştirmek için Anayasa ve iç hukuk düzenlemelerinden doğan haklarını kullanacağı ve bu yasaların emekten yana geliştirilmesi için meşru yollardan mücadele edeceği belirtilmiştir.

Bu durumda; Tüzüğü'ne göre, basın yayın ve iletişim hizmetleri kolunda kurulan ve hizmet koluna dahil kamu kurum ve kuruluşları işyerlerinde çalışan kamu görevlilerini üye olarak kabul eden davacı Sendikanın, 4688 sayılı Kanun'da yer verilen "ortak hak ve menfaatlerin izlenmesi" ifadesi kapsamında, sadece tüm üyelerinin değil, bir kısım üyelerinin menfaatini ilgilendiren konularda da dava açma hakkına sahip olduğu, öte yandan, iptal davalarında ön koşul olan menfaat ilişkisinin, iptal davasının içtihat ve doktrinde kabul gören hukukun üstünlüğünün sağlanması yoluyla idarenin hukuka bağlılığının ve sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesi amacına hizmet edecek şekilde yorumlanması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı Sendikanın, Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamında Sunumu Hakkında Yönetmeliğin muhtelif düzenlemelerinin iptali istemiyle açılan davada, kişisel ve güncel menfaatinin, dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onüçüncü Dairesinin 07/10/2019 tarih ve E:2019/3675, K:2019/2939 sayılı kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Memurlar.Net'i Facebook'tan takip etmek için tıklayınız

Bu Habere Tepkiniz