1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

65 yaş aylığı alan anne ve baba, memur çocuk üzerinden sağlık yardımı alabilmelidir

21 Eylül 2004 00:00
Yazdır

MALİYE BAKANLIĞININ, 65 YAŞ AYLIĞI ALAN ANNE-BABANIN TEDAVİ GİDERLERİNİN MEMUR ÇOCUKLARINCA KARŞILANAMAYACAĞINA İLİŞKİN GÖRÜŞÜ HUKUKA AYKIRIDIR.

Maliye Bakanlığı ve ülkemizde bulunan Defterdarlıklarca, 65 yaş aylığı alan anne-babanın, çocuklarının sağlık yardımlarından faydalanmalarını engelleyen işlemleri nedeniyle mağdur edilen binlerce memur ve anne babaları hakkında, Sendikamız Genel Başkanı Ahmet Yıldız'ın da girişimleri sonucunda gerekli hukuki girişimlerde bulunulması zorunluluğu doğmuştur. En son, Elazığ İl Müftülüğünde memur olarak görev yapan sayın Ahmet İmsal'in Sendikamıza yapmış olduğu başvuru nedeniyle konu bir daha gündeme gelmiştir. Sayın Ahmet İmsal'in, 65 yaş aylığı alan anne-babasının tedavi giderlerinin kendisinin tabi olduğu Emekli Sandığınca karşılanması amacıyla Elazığ İl Defterdarlığına yapmış olduğu başvuru, hiçbir haklı ve hukuki gerekçeye dayanmaksızın reddedilmiştir. Oysa söz konusu red işlemi Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına tamamen aykırılık teşkil etmektedir.

Maliye Bakanlığı'nın hatalı işlemlerinin ortaya çıkarılmasında Diyanet İşleri Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinin olumlu görüşlerinin de büyük katkısı bulunmaktadır.

Bilindiği üzere 2022 sayılı 65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN' un 1. maddesine göre; 65 yaşını doldurmuş, kendisine kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı gelire sahip bulunmayan ve muhtaçlığını İl ve İlçe İdare Heyetlerinden alacakları belgelerle kanıtlayan Türk Vatandaşlarına hayatta bulundukları sürece, 300 gösterge rakamının her yıl bütçe kanunu ile tespit edilecek katsayı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.

Aynı Kanunun 7. maddesine göre; ?Bu Kanundan yararlananlar Devlet hastanelerinde ücretsiz tedavi edilirler? denilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, ?Tedavi Yardımı? başlıklı 209. maddesine göre ise; ?Devlet memurları ile herhangi bir şekilde sağlık yardımından yararlanmayan eşlerinin veya bakmakla yükümlü bulundukları ana baba ve ikiden fazla dahi olsa aile yardımı ödeneğine müstahak çocuklarının hastalanmaları halinde, evlerinde veya resmi veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında ayakta veya yatarak tedavileri kurumlarınca sağlanır? denilmektedir.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun, 42. maddesine göre ise; Sigortalının geçindirmekle yükümlü bulunduğu ana ve babası, hastalıkları halinde, bu Kanunun 33 üncü maddesinde belirtilen sağlık yardımlarından (Hastalık halinde sigortalıya yapılacak sağlık yardımları, sigortalının hekime muayene ettirilmesi, hekimin göstereceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik ve lâboratuvar muayenelerinin yaptırılması ve tedavisinin sağlanması, Teşhis ve tedavi için gerekirse sağlık müessesesine yatırılması, tedavisi süresince gerekli ilaç ve iyileştirme vasıtalarının sağlanması hallerini kapsar. Çocuk düşürme, bu Kanunun uygulanmasında, hastalık hali sayılır.

Sigortalının geçindirmekle yükümlü olduğu ana ve babasının yukarıda belirtilen sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri için sigortalının, hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş olması şarttır.

Ancak 2022 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkartılan Yönetmelikte, 65 yaş aylığını ödemekle yükümlü olan Emekli Sandığının, bu kişilere ve bu kişilerin tedavilerini yapan sağlık kuruluşlarına, tedavi ücretlerinin ödeneceğine dair bir yükümlülük getirilmemiştir. Mevzuatta, bu gibi hastaların ayakta ücretsiz tedavi edileceği hüküm altına alınmakta ancak hastanede yatarak veya ayakta tedavi sırasında kullanacağı ilaç bedellerinin Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce ödeneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Maliye Bakanlığının uygulamalarından, yine bu kişilerin, ikamet ettikleri yerden başka bir yerdeki hastahaneye sevk edilmeleri halinde yol ve ikamet giderlerinin de kendileri tarafından karşılanacağı anlamı ortaya çıkmaktadır.

Anayasanın, ?SAĞLIK HİZMETLERİ VE ÇEVRENİN KORUNMASI? başlıklı 56. maddesine göre; Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir

Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.

Anayasanın ?Sosyal Güvenlik Hakkı? başlıklı 60. maddesine göre ise; Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilâtı kurar.

Anayasanın, ?SOSYAL GÜVENLİK BAKIMINDAN ÖZEL OLARAK KORUNMASI GEREKENLER? başlıklı 61. maddesine göre ise; ?Devlet harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar. Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.

Anayasanın 2. maddesinde Cumhuriyetimiz yalnız bir hukuk devleti olarak değil sosyal bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir.Sosyal Hukuk Devleti; "kişilerin sosyal durumlarını iyileştirmeyi, onlara insanca bir yaşayış düzeyi sağlamayı, onları sosyal güvenliğe kavuşturmayı kendisi için ödev bilen devlet" olarak tanımlar. ( Şeref Gözübüyük- Yönetim Hukuku, 1996 ) . Anayasa Mahkemesinin 26.6.1985 günlü, 18793 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18.2.1985 günlü, E: 1984/9, K: 1985/4 sayılı kararında da "Sosyal hukuk devleti, insan hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, ferdin huzur ve refahını gerçekleştiren ve teminat altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayan, çalışanların insanca yaşamasını ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi ve mali tedbirler alarak, çalışanlarını koruyan, işsizliği önleyici ve milli gelirin adalete uygun biçimde dağılmasını sağlayıcı tedbirleri alan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu, devam ettirmeye kendini yükümlü sayan, hukuka bağlı, kararlılık içinde ve gerçekçi bir özgürlük rejimini uygulayan devlettir." şeklinde betimlenmiştir.

Anayasanın 5. maddesi "insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmayı" devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır.

Sosyal hizmetler, maddi, manevi ve sosyal yoksunlukların giderilmesine ve ihtiyaçların karşılanmasına, sosyal sorunların önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olmayı ve hayat standartlarının iyileştirilmesini, yükseltilmesini amaçladığına göre sosyal hizmetlerin ücret karşılığı sunulmasının söz konusu olamayacağı dolayısıyla Anayasada yerini bulan sosyal devlet olma ilkesinin bir gereği olarak söz konusu hizmetlerden muhtaç ve özürlü olan herkesin aynı ölçüde yararlandırılması gerektiği kuşkusuzdur.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E. 2003/1840 K. 2003/2525 T. 24.3.2003 sayılı ilamında belirtildiği üzere; 506 sayılı Yasanın 42. Maddesi uyarınca ana ve babaya sağlık yardımı yapılabilmesi için bunların geçimlerinin sigortalı tarafından karşılanması gerekir. Ne var ki, maddede geçen ``geçindirme yükümlülüğü" mutlak anlamda yorumlanmamalıdır. Emekli Sandığınca, 2022 sayılı Yasa uyarınca ödenen ve yoksulluğa karine oluşturabilecek nitelikteki bu aylıkların, hizmet ve prim esasına dayanmayıp sadece sosyal yardım niteliğinde olduğu dikkate alındığında, ana ve babanın, "65 yaş aylığı ya da muhtaçlık aylığı" olarak da adlandırılan aylıkları almalarının, sağlık yardımlarından yararlanmalarına engel teşkil etmeyeceği kabul olunmalıdır. Zira anılan yasa uyarınca bağlanan aylığın tutarı ve günümüzün ekonomik koşulları gözetildiğinde ana ve babanın geçimini sağlamaya yetmeyeceği açık seçik ortadadır. Bu nedenle 65 yaş aylığı alan ana-babanın sağlık harcamalarının Sosyal Sigortalar Kurumunca karşılanması gerekir.
Tüm memurlarımıza saygı ile duyurulur.

Av.Mehmet Kasap
Av. Bahar Özyeşil

Diyanet-Sen Hukuk Müşavirliği
akademihukuk@hotmail.com

Bu haberi oylayabilirsiniz 0 0
6 Yorum yapıldı
YORUMLARTüm Yorumlar Popüler Yorumlar
ANKET
Sizce, İstanbul Yenikapı'daki araç sergisi ne anlam ifade etmektedir?
ARŞİV
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam