Erdoğan'dan Venezuela açıklaması: Trump'a hassasiyetlerimizi ilettim
Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "(ABD Başkanı Trump telefon görüşmesi) Ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik." dedi.
Konuşmasında ekonomiden, terörle mücadeleye, dış politikadan deprem konutlarına kadar pek çok kritik başlığa değinen Erdoğan, üniversite öğrencilerine yönelik burs ve kredi zam müjdesini de paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
"Aziz milletim, değerli basın mensupları, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
81 vilayetimizin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinde bizleri takip eden tüm vatandaşlarımı buradan saygıyla selamlıyorum. Dünyada, bölgemizde, ülkemizde önemli gelişmelerin yaşandığı bir seneyi daha geride bırakıp büyük umutlarla 2026 yılını karşıladık.
Öncelikle yeni yılın ülkemize, milletimize, başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyor, aziz milletimize huzur, kardeşlik ve bereket dolu bir yıl temenni ediyorum.
Yine bu vesileyle 2025 yılı boyunca Türkiye'nin büyümesi, kalkınması ve hedeflerine daha da yaklaşması için ter döken herkese teşekkür ediyorum.
Devletimizin bekasını ve insanımızın huzurunu temin uğrunda can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize minnettarlığımı ifade ediyorum.
Özellikle geçen hafta DEAŞ'lı teröristlerin hayattan kopardığı 3 emniyet mensubumuza bir kez daha yüce Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin her biri metanet abidesi olan muhterem ailelerine ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
"Gerçekten büyük bir aileyiz"
Yeni yılın ilk günlerinde şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Aziz vatandaşlarım; Türk milleti olarak bizler 86 milyon insanımız ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimizle gerçekten büyük bir aileyiz.
Ankara'daki, Adıyaman'daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ'daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarımız neyse dünyanın farklı köşelerinde hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır.
"Siyasi görüşten, kökenden, mezhep ve meşrepten olursak olalım hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız.
Ezelden ebede biriz ve beraberiz. 27 Aralık'ta vefatının 89. sene-i devriyesinde bir kez daha rahmetle andığımız İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif'in Safahat'ından süzülen şu mısralar bizim pusulamızdır. Bakınız ne diyor o büyük şair: 'Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.'
İşte bu şuurla tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor.
Elbette bunu söylerken şunu da aklımızdan çıkarmıyoruz: Bir dağ ne kadar uluysa başındaki duman da o derece koyu olur. Bizi de ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler daima olmuştur ve olacaktır.
Bölgemizi kan deryasına çevirmek için türlü tuzaklar kuranlar, her şeyden önce bizi denklem dışına itmeye çalışacaklardır. Ama biz bu oyunlara inşallah gelmeyeceğiz.
"86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız"
Merhum Akif'in 'ittihad yaşatır, yükseltir; tefrika yakar, öldürür' ikazını her zaman zihnimizin bir köşesinde tutacağız. Söz konusu Türkiye olunca, Türkiye'nin huzuru, güvenliği, bekası olunca ayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz. 86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız.
Mehmet Akif'in Kastamonu'da Nasrullah Camii'nde verdiği vaazın bir bölümünü özellikle bizleri ekranları başında izleyen genç arkadaşlarımın dikkatine getirmekte fayda görüyorum. Milli mücadelenin en sancılı günlerinde merhum Akif şöyle sesleniyordu: 'Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır.'
Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri ne filan vilayet ne filan sancaktır. Doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir. Evet, bugün de boylarına postlarına bakmadan son derece kibirli bir eda ile Türkiye'ye parmak sallayanların bizden istediği devletimizdir, vatanımızdır. Büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir.
Bir defa aziz milletimin şunu bilmesini isterim: Her kim ne adına olursa olsun milli mutabakat ruhuna zarar verecek bir tavır içindeyse Türkiye'nin rakiplerine hizmet ediyor demektir. Her kim ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır.
"Terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık"
"Türk ve Türkiye düşmanlarının işte bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız.
Daha önce de çeşitli vesilelerle dile getirdim. Yılın bu ilk günlerinde bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum. On yıllardır farklı biçimleriyle mücadele ettiğimiz terör belası Türkiye'nin ayağına vurulmuş emperyalist bir prangadır.
DEAŞ'ından FETÖ'süne, DHKP-C'sinden PKK'sına gayri meşru yapıların hepsi birer aparat olarak bu amaçla kullanılmıştır.
Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize sağladığı yetenekler, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar ve milletimizin engin basireti sayesinde terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık.
Ülkemizin önünde aralanan fırsat penceresini ardına kadar açacak bu imkanın sabote edilmesine izin vermeyeceğiz.
Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla devam ettirerek 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz.
İnşallah bunu da suhuletle, sabırla, sağduyuyla yapacağız. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın getireceği büyük kazanımlara odaklanarak bu hedefimize ulaşacağız.
Aziz milletim, değerli basın mensupları, 2026 yılının ilk kabine toplantısını biraz önce gerçekleştirdik. Güvenlik, dış politika, ekonomi ve sosyal politikalar başta olmak üzere birçok kritik meseleyi etraflıca değerlendirdik.
Milletimizin hayrına olacak önemli kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel son üç haftada millete hizmet yolunda neler yaptığımızı şöyle özetin özeti mahiyetinde sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli vatandaşlarım, aziz kardeşlerim, 16 Aralık'ta 'Barış, İstikrar ve Refah Üreten Dış Politika' temasıyla düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı'nda dünyanın dört bir yanında devletimizi başarıyla temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldim.
Belirsizliğin arttığı, çıkar kavgasının kızıştığı mevcut küresel konjonktürde hem diplomatik zeminde hem de diğer alanlarda güçlü bir varlık gösteriyoruz.
Hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden, hiç kimseye minnet etmeden ülkemizin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunuyoruz.
Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan beş dakikacık ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza beş dakikalık bir görüşme için yalvarmıyoruz.
Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle her yerde dik duruyor ama diklenmiyoruz.
Hep söyledik bugün tekrar ediyorum. Biz ne kuru hamaset ne ucuz polemik peşindeyiz ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz.
Biz Türkiye Cumhuriyeti'ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz. Türkiye sık sık vurguladığım üzere her alanda dünyanın dikkatle, takdirle, çoğu zaman gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor.
"Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı çok net biçimde
ortaya koyduk"
Bunun önünü kimse kesemeyecek. Uzak olmayan bir gelecekte inşallah daha güçlü, daha müreffeh, hemen her alanda daha itibarlı bir ülkede hep beraber yaşayacağız.
Burada yeri gelmişken şu hususu da ifade etmek zorundayım. Türkiye dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin en başındadır. Gazze'den Suriye'ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. Açık söylüyorum; ilkelerimiz söz konusu olduğunda komplekse kapılmayız.
"Üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır"
Bu hakikati ana muhalefetin başındaki zat bilmese de Afrika'dan Latin Amerika'ya dostlarımız ve kardeşlerimiz iyi bilmektedir.
Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı iç siyasette olduğu gibi dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu bile belli değildir.
Aziz milletim, lütfen son yıllarda bölgemizde cereyan eden hadiseleri ve bunlara karşı CHP'nin yaklaşımını şöyle bir gözden geçirin.
CHP Genel Başkanı'nın isabetli tek bir öngörüsünü bulamazsınız. Ne Karadeniz'de ne Doğu Akdeniz'de ne Gazze soykırımında ne Libya ne de Suriye konusunda tutarlı, vicdanlı, omurgalı hiçbir duruşları yok.
Tek bildikleri hükümetimize karşı çıkmak, bizim ak dediğimize kara, doğru dediğimize yanlış demek. Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükümetimizi eleştirenler bunlardı.
Suriye'nin devrik lideri ülkesinden kaçarken Esad'la görüşülmeli diyenler bunlardı. Karabağ'ın 44 günlük vatan muharebesinde Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde Can Azerbaycan'ı desteklememize karşı çıkanlar bunlardı.
Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası vuranlar bunlardı. Yıllarca Türkiye'yi DEAŞ'a destek vermekle suçlayanlar bunlardı. Avrupa'ya Türkiye'yi şikayet turları düzenleyenler bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler bunlardı. Dış politikada omurga nedir, ilke nedir, milli menfaat nedir bilmeyenler yine bunlardı. Bugün bize ahkam kesen ana muhalefet yöneticileriydi.
Şimdi çıkmışlar akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın ama bunun adı yüzsüzlüktür. Muhalefet iktidar yıpransın da Türkiye'ye ne olursa olsun mantığıyla hareket edemez. Böyle bir sorumsuzluğun içinde olamaz. Dahası bu kadar basiretsizlikten sonra bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir.
"CHP Genel Başkanı'nın aklına ilk gelen bize saldırmak"
Şurası da çok enteresan. Ülkemizden 11 bin kilometre ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanı'nın aklına ilk gelen bize saldırmak, bize sataşmak oluyor.
Şimdi çeşitli fotoğraflar üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Allah aşkına bu patolojik bir ruh halinin işareti değilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye'nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız?
Aziz milletim, biz tabii ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek Türkiye'nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz.
Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını büyük ve güçlü Türkiye'ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var.
Hep söylüyorum; bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Bakın biz iç politikayı da dış politikayı da ilkelerle yapan, akılla ve vicdanla yapan bir hükümetiz.
"En doğrusu neyse onu yapmanın gayreti içerisindeyiz"
Böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz.
Venezuela meselesinde de hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayreti içerisindeyiz.
Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletimizin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir. İki dost ülke olarak zor günlerimizde birbirimizle dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdik.
Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Şurası bir gerçek ki ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır.
Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz.
Biz Türkiye olarak ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz.
Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir. Bugünkü kabine toplantımızda ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik.
Amerikan Başkanı Sayın Trump'la telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik.
Türkiye ve Türk milleti refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir.
"Burs ve öğrenim kredileri yüzde 33 arttı"
Son olarak üniversiteli gençlerimizle şu müjdeyi paylaşmak isterim. Biliyorsunuz 2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu.
Biz bu rakamı her geçen yıl katlayarak artırdık. Eğitim yolculuklarında genç kardeşlerimizin daima yanında olduk.
2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olmak üzere toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk.
Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır.
2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı yüzde 33 oranında artırarak lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz.