Refakat izni kullanan memur hastanın bulunduğu il dışına uzun süreli çıkabilir mi?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, annesine bakmak için refakat izni alan polis memurunun 29 gün il dışına gittiğinin tespit edilmesi üzerine verilen disiplin cezasını hukuka uygun buldu.
Olay:
Davacının refakat dönemi içerisinde, Bursa'da bir otelde 17/08/2013-18/08/2013 tarihleri arasında 2 gün, Ankara Polis Eğitim Merkezinde 04/10/2013-08/10/2013 tarihleri arasında 5 gün, 29/10/2013-31/10/2013 tarihleri arasında 3 gün ve 03/11/2013-19/11/2013 tarihleri arasında 17 gün olmak üzere toplam 27 günü görevli olduğu il dışında geçirdiği idarece tespit edilmiştir.
Bunun üzerine davacı hakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 105. maddesine istinaden yetkili sağlık kuruluşunca verilmiş olan refakat izninin gereklerine aykırı şekilde davranarak, kesintisiz 17 gün göreve gelmemesi, yine bir yıl içerisinde toplam 26 gün göreve gelmemesi, anılan tarihlerde toplam 4 kez izinsiz il sınırları dışına çıkması iddialarıyla ilgili olarak disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Soruşturma neticesinde hazırlanan soruşturma raporunda özetle; bir yıl içinde toplam 27 gün göreve gelmemesi nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-d maddesi uyarınca "Devlet Memurluğundan Çıkarma", toplam 4 kez izinsiz il sınırları dışına çıkması nedeniyle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 5/14 maddesi uyarınca "3 günlük aylıktan kesme" cezası uygulanması, ayrıca kesintisiz 17 gün süreyle göreve gelmemesi nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 94/I maddesi gereğince çekilmiş sayılması gerektiği teklif edilmiştir.
İlk derece mahkemesi: Refakat izninde sürekli hastanın yanında olması beklenemez
Refakat izni alınmasının sürekli hastanın bilfiil yanında olmasını gerektirmeyeceği, davacının bu dönemde annesi ile ilgili iş ve işlemleri yapmak üzere il dışına çıkabileceği gibi izinsiz şehir dışına çıkmanın kaldırılmış olması nedeniyle davacı hakkında tesis edilen disiplin işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Danıştay 2. Daire: "Refakat edilmediği takdirde hayati tehlikesi olduğu, sürekli yakın bakım gerektiği" ibaresi varken bu şekilde yanından ayrılamaz
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacıya 24/06/2013-23/12/2013 tarihleri arasını kapsar şekilde refakat izni verildiği, bu izin süresi içinde davacının toplam 27 günü il sınırı dışında geçirdiğinin dosyaya ibraz edilen konaklamalara ilişkin fatura ve belgelerle sabit olduğu, kolluk görevlilerinin Devletin diğer görevlilerinden farklı olarak daha katı kural ve yükümlülüklere tabi olduğu gözetildiğinde polis memurlarına görevli bulundukları il sınırları dışına çıkarken amirlerinden izin alma yükümlülüğü getirildiği,
Refakat izni gibi sağlık mazeretine dayalı izinlerin kullanılması halinde mevzuatta söz konusu yükümlülüğe tabi olunmayacağına dair bir istisna getirilmediğinden, yine kendisi gibi Antalya ilinde ikamet eden annesine refakat için izin verilen davacının, bulunduğu il sınırları dışında çıkması durumunda amirinden izin alması gerekirken bu yönde bir izin de almadığı,
Davacının "refakat izninin yakın bakım gerektiren hastanın her daim yanında bulunmayı şart kılmadığı, ilgili tıbbi cihazların alınması, gerekli ilaçların temini için piyasa araştırması yapmak ve özel ihtiyaç alışverişleri için refakatçinin hastanın yanından ayrılabileceği, solunum cihazı temini için Ankara iline gittiği" yönünde savunmasının aksine davacıya refakat izni verilmesine dayanak teşkil eden 19/03/2013 günlü sağlık kurulu raporunda davacının annesinin "refakat edilmediği takdirde hayati tehlikesi olduğu, sürekli yakın bakım gerektiği" şeklinde ibarenin yer aldığı, dolayısıyla refakatçinin acil durumlarda hastanın ihtiyaçlarının temini maksadıyla kısa süreli olmak kaydıyla hastanın yanından ayrılabileceği kabul edilse dahi, kural olarak refakat sürecinin fiziki olarak hastanın yanında sürekli ve yakın bakım şeklinde geçirilmesi gerektiği,
Davacının toplamda 27 gün gibi uzun bir süreyi il dışında geçirmesinin refakat iznine yönelik düzenlemelerin getiriliş amacına aykırı olduğu, refakat izni hangi amaca binaen verilmiş ise iznin ancak o amaç doğrultusunda kullanılabileceği, sendikal faaliyetlerle iştigal eden davacının refakat izninde olduğu 30/10/2013 tarihinde Ankara Adliyesi önünde gerçekleşen darp olayına ilişkin olarak... Genel Başkanının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu şikayet dilekçesinde davacıyı tanık olarak göstermiş olmasının da davacının kişisel saiklerle il dışına çıktığını gösterdiği.
İDDK ilk derece mahkemesi ısrar kararını bozmuştur.
T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No: 2025/193
Karar No: 2025/1871
İSTEMİN KONUSU:
... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:
Antalya Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak görev yapan davacının, "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Antalya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:
... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davacının Antalya ilinde ikamet eden annesinin rahatsızlığını gerekçe göstererek refakat izni aldığı, refakat izni döneminde annesine "sürekli ve yakın bakım" sorumluluğunu ifa etmek yerine Ankara'da 25 gün, Bursa'da ise 2 gün bulunduğunun tespit edilmesi üzerine refakat iznini gereği gibi kullanmadığı gerekçesiyle dava konusu disiplin cezasıyla cezalandırıldığının anlaşıldığı,
Refakat izni alınmasının sürekli hastanın bilfiil yanında olmasını gerektirmeyeceği, davacının bu dönemde annesi ile ilgili iş ve işlemleri yapmak üzere il dışına çıkabileceği gibi izinsiz şehir dışına çıkmanın kaldırılmış olması nedeniyle davacı hakkında tesis edilen disiplin işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti:
Danıştay İkinci Dairesinin 25/03/2024 tarih ve E:2021/7037, K:2024/1873 sayılı kararıyla;
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerektiği, sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulmasının zorunlu olduğu,
Bu bağlamda, soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle (yer, zaman, oluş şekli vs.) ortaya konulması, yani ispat edilmesi gerektiği,
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacıya 24/06/2013-23/12/2013 tarihleri arasını kapsar şekilde refakat izni verildiği, bu izin süresi içinde davacının toplam 27 günü il sınırı dışında geçirdiğinin dosyaya ibraz edilen konaklamalara ilişkin fatura ve belgelerle sabit olduğu, kolluk görevlilerinin Devletin diğer görevlilerinden farklı olarak daha katı kural ve yükümlülüklere tabi olduğu gözetildiğinde polis memurlarına görevli bulundukları il sınırları dışına çıkarken amirlerinden izin alma yükümlülüğü getirildiği, refakat izni gibi sağlık mazeretine dayalı izinlerin kullanılması halinde mevzuatta söz konusu yükümlülüğe tabi olunmayacağına dair bir istisna getirilmediğinden, yine kendisi gibi Antalya ilinde ikamet eden annesine refakat için izin verilen davacının, bulunduğu il sınırları dışında çıkması durumunda amirinden izin alması gerekirken bu yönde bir izin de almadığı, davacının "refakat izninin yakın bakım gerektiren hastanın her daim yanında bulunmayı şart kılmadığı, ilgili tıbbi cihazların alınması, gerekli ilaçların temini için piyasa araştırması yapmak ve özel ihtiyaç alışverişleri için refakatçinin hastanın yanından ayrılabileceği, solunum cihazı temini için Ankara iline gittiği" yönünde savunmasının aksine davacıya refakat izni verilmesine dayanak teşkil eden 19/03/2013 günlü sağlık kurulu raporunda davacının annesinin "refakat edilmediği takdirde hayati tehlikesi olduğu, sürekli yakın bakım gerektiği" şeklinde ibarenin yer aldığı, dolayısıyla refakatçinin acil durumlarda hastanın ihtiyaçlarının temini maksadıyla kısa süreli olmak kaydıyla hastanın yanından ayrılabileceği kabul edilse dahi, kural olarak refakat sürecinin fiziki olarak hastanın yanında sürekli ve yakın bakım şeklinde geçirilmesi gerektiği, davacının toplamda 27 gün gibi uzun bir süreyi il dışında geçirmesinin refakat iznine yönelik düzenlemelerin getiriliş amacına aykırı olduğu, refakat izni hangi amaca binaen verilmiş ise iznin ancak o amaç doğrultusunda kullanılabileceği, sendikal faaliyetlerle iştigal eden davacının refakat izninde olduğu 30/10/2013 tarihinde Ankara Adliyesi önünde gerçekleşen darp olayına ilişkin olarak... Genel Başkanının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu şikayet dilekçesinde davacıyı tanık olarak göstermiş olmasının da davacının kişisel saiklerle il dışına çıktığını gösterdiği, davacıya isnat olunan eylemin hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak davranışlar kapsamında olduğu sonucuna varılmakla dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti:
... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Bakılan davada; Polis memuru olan davacının annesinin sağlık sorunları nedeniyle Antalya Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin "dekompanse kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, diyabet mellitus" hastalıkları tanısıyla düzenlenen ... tarih ve ... nolu raporundaki "refakat edilmediği taktirde hayati tehlikesi vardır, sürekli yakın bakım gereklidir" şeklindeki kanaate dayalı olarak 657 sayılı Kanun'un 105. maddesinin son fıkrası gereğince, davacıya iki kez üçer aylık "refakat izni" verildiği, davacının refakat iznini kullanırken bakımına ihtiyaç duyan annesinin bakımını ihmal ederek izinsiz olarak şehir dışına çıktığı, böylece "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediği gerekçesi ile 6 ay kısa süreli durdurma cezası ile tecziye edildiği görülmekte ise de; 657 sayılı Kanun'un yaptığı atıf üzerine çıkarılan 29/10/2011 tarih ve 28099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları İle Hastalık Ve Refakat İznine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in "Refakat iznine ilişkin esaslar" başlıklı 10. maddesinde, "(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması halinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır." hükmüne yer verildiği, bunun dışında disiplin yönünden bir yaptırımın öngörülmediği, davacıya isnat edilen fiil ile yukarıda metni bulunan ve dava konusu işlem ile davacıya uygulanan fiilin ve verilen cezanın uyumlu olmadığı, bu nedenle disiplin hukukundaki tipiklik durumunun gerçekleşmediği anlaşıldığından davacı hakkında tesis edilen disiplin işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı,
Öte yandan, davacının refakat izni süresi içerisinde refakat edeceği kişinin bulunduğu yerden başka bir yerde bulunduğunun belirlenmesi halinde refakat izninin sonlandırılabileceği, kaldı ki somut olayda da davacının refakat izninin bu sebeple sonlandırıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:
Davalı idare tarafından, 657 sayılı Kanun'un 105. maddesinin son fıkrası ile getirilen düzenleme gereği, davacının hasta olan yakınının bakım ihtiyacını insani mülahazalarla karşılamak ve yasada öngörülen süre kadar bu ödev ve sorumluluğunu "sürekli ve yakın bakım" şeklinde ifa etmek zorunda olduğu; ancak anılan yasal düzenlemeye aykırı biçimde, refakat izni süresi içerisinde sürekli olarak 17 gün, toplamda 27 gün bakım sorumluluğunu ifa etmek yerine Ankara'da 25 gün ve Bursa'da 2 gün kaldığının tespit edildiği, refakat izni müessesesini adeta yıllık izin gibi kullandığı, kendisine verilmiş olan bakım ödev ve sorumluluğunu ihlal ettiği, hakkında isnat olunan fiilin sübuta erdiği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Antalya 1. İdare Mahkemesinin ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Kepez İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının annesi N.Ş. hakkında, Antalya Eğitim Araştırma Hastanesinin 19/03/2013 tarihli sağlık kurulu raporunda, "refakat edilmediği takdirde hayati tehlikesi vardır, sürekli yakın bakım gereklidir." şeklindeki kanaati bildirilmiş olup, buna istinaden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 105. maddesi uyarınca davacıya iki kez, üçer aylık periyotlarla, 24/06/2013-23/12/2013 tarihleri arasını kapsayacak şekilde refakat izni verilmiştir.
Davacının refakat dönemi içerisinde, Bursa'da bir otelde 17/08/2013-18/08/2013 tarihleri arasında 2 gün, Ankara Polis Eğitim Merkezinde 04/10/2013-08/10/2013 tarihleri arasında 5 gün, 29/10/2013-31/10/2013 tarihleri arasında 3 gün ve 03/11/2013-19/11/2013 tarihleri arasında 17 gün olmak üzere toplam 27 günü görevli olduğu il dışında geçirdiği idarece tespit edilmiştir.
Bunun üzerine davacı hakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 105. maddesine istinaden yetkili sağlık kuruluşunca verilmiş olan refakat izninin gereklerine aykırı şekilde davranarak, kesintisiz 17 gün göreve gelmemesi, yine bir yıl içerisinde toplam 26 gün göreve gelmemesi, anılan tarihlerde toplam 4 kez izinsiz il sınırları dışına çıkması iddialarıyla ilgili olarak disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Soruşturma neticesinde hazırlanan soruşturma raporunda özetle; bir yıl içinde toplam 27 gün göreve gelmemesi nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-d maddesi uyarınca "Devlet Memurluğundan Çıkarma", toplam 4 kez izinsiz il sınırları dışına çıkması nedeniyle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 5/14 maddesi uyarınca "3 günlük aylıktan kesme" cezası uygulanması, ayrıca kesintisiz 17 gün süreyle göreve gelmemesi nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 94/I maddesi gereğince çekilmiş sayılması gerektiği teklif edilmiştir.
Antalya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun... tarih ve... sayılı kararıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 105. maddesinde düzenlenen, memurun hasta olan yakınının bakım ihtiyacını insani mülahazalarla karşılamak ve yasada öngörülen süre kadar bu ödev ve sorumluluğunu "sürekli ve yakın bakım" şeklinde ifa etmek zorunda olduğu hükmüne aykırı olarak, davacının refakat izni müessesesini sanki yıllık izin gibi kullanmak suretiyle refakat izni süresi içerisinde 17 günü kesintisiz ve toplamda 27 günü farklı illerde konaklayarak geçirdiği, kendisine verilmiş olan bakım ödev ve sorumluluğunu ihlal ettiği, isnat olunan suçlamaların sübuta erdiği gerekçesiyle, davacının "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediği belirtilmiş ve bu nedenle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezasıyla tecziyesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Uyuşmazlığa konu disiplin cezasının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün "Kısa Süreli Durdurma" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinin (5) numaralı alt bendinde, "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiili 6 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün dayanağını oluşturan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 83. maddesinin birinci cümlesi, Anayasa'nın suçta ve cezada kanunilik ile kanuni düzenleme ilkelerine aykırı bulunarak, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu iptal kararının ardından, 23/01/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile söz konusu madde yürürlükten kaldırılmış; bilahare, bu Kanun Hükmünde Kararname, 08/03/2018 tarih ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile yasalaşmıştır.
7068 sayılı Kanun'un 8/4-b-6 maddesinde de, "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak'" fiilinin 6 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektirdiği hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde; "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi" uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın hangi eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, suç tanımlaması yapıldıktan sonra, karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur.
Dolayısıyla, soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğinin hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle (yer, zaman, oluş şekli vb.) ortaya konulması, yani ispat edilmesi gerektiği açıktır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacıya 24/06/2013-23/12/2013 tarihleri arasını kapsayacak şekilde refakat izni verildiği, bu izin süresi içinde davacının toplam 27 günü il sınırları dışında geçirdiğinin, dosyaya sunulan konaklamalara ilişkin fatura ve belgelerle sabit olduğu, kolluk görevlilerinin, Devletin diğer görevlilerinden farklı olarak daha katı kural ve yükümlülüklere tabi olduğu dikkate alındığında, polis memurlarının görevli bulundukları il sınırları dışına çıkarken amirlerinden izin alma yükümlülüğü bulunduğu; refakat izni gibi sağlık mazeretine dayalı izinlerin kullanılması halinde ise mevzuatta bu yükümlülüğe istisna tanınmadığı, buna göre, Antalya ilinde ikamet eden annesine refakat etmek üzere izinli olan davacının, il sınırları dışına çıkması durumunda amirinden izin alması gerekirken bu yönde bir izin almadığı anlaşılmakta olup, "refakat izninin yakın bakım gerektiren hastanın her daim yanında bulunmayı şart kılmadığı, ilgili tıbbi cihazların temini, gerekli ilaçların alınması veya özel ihtiyaçların karşılanması için refakatçinin hastanın yanından kısa süreliğine ayrılabileceği, bu kapsamda solunum cihazı temini için Ankara'ya gittiği" yönündeki savunmasına karşın, davacıya refakat izni verilmesine dayanak teşkil eden 19/03/2013 tarihli sağlık kurulu raporunda, annesinin "refakat edilmediği takdirde hayati tehlikesi olduğu, sürekli yakın bakım gerektiği" yönünde ibareye yer verildiği, dolayısıyla, refakatçinin acil durumlarda hastanın ihtiyaçlarının temini amacıyla kısa süreliğine hastanın yanından ayrılabileceği kabul edilse dahi, kural olarak refakat sürecinin fiziken hastanın yanında, sürekli ve yakın bakım şeklinde geçirilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, davacının toplamda 27 gün gibi uzun bir süreyi il dışında geçirmesinin, refakat iznine ilişkin düzenlemelerin amacına aykırı olduğu; refakat izni hangi gerekçeyle verilmişse, iznin ancak o amaç doğrultusunda kullanılabileceği; sendikal faaliyetlerde bulunan davacının, refakat izninde olduğu 30/10/2013 tarihinde Ankara Adliyesi önünde meydana gelen darp olayına ilişkin olarak Emniyet-Sen Genel Başkanı tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verilen şikayet dilekçesinde tanık olarak gösterilmiş olmasının da, davacının kişisel saiklerle il dışına çıktığını ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacıya isnat edilen eylemin, hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak davranışlar kapsamında olduğu, bu doğrultuda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.