Sosyal medya devlerinin karanlık karnesi
Google'ın gizli dinleme iddialarından WhatsApp'ın tartışmalı şifreleme sistemine, Snowden'ın ifşalarından Cambridge Analytica'nın psikolojik savaşına kadar; milyarlarca kullanıcısı olan sosyal medya devlerinin "mahremiyet" adı altında ördüğü casusluk ağı ve kabarık suç dosyaları mercek altında.
Her biri milyarlarca kullanıcıya sahip sosyal medya devlerinin veri sızıntısı, casusluk ve mahremiyet üçgenindeki sicilleri her geçen gün kabarıyor.
Dijital teknolojilerin dünya çapında yaygınlaşmasıyla birlikte başta ABD ve Çin merkezliler olmak üzere birçok teknoloji şirketi dünyanın en değerli markaları listelerinde üst sıralarda yer almaya başladı.
Teknoloji şirketlerinin kullanıcı sayısının yükselmesiyle doğru orantılı olarak sahip oldukları veri miktarlarının da artması mahremiyet tartışmalarını sık sık gündeme getiriyor.
Bu anlamda son dönemde yaşanan mahremiyet tartışmalarına Google ve Meta damga vuruyor. Teknoloji devi Google'ın sesli asistanının kullanıcıları bilgileri dışında dinlediği ve bu verileri reklam amaçlı kullandığı iddia ediliyor.
Google Asistan'ın ortamdaki sesleri kaydettiği ve bu özel konuşmaların reklam verenlerle paylaşıldığı öne sürüldü.
Reuters'ta yer alan habere göre, Google, yasal riskleri ve uzun sürecek dava sürecini önlemek adına 68 milyon dolarlık uzlaşma bedeli ödemeyi kabul etti.
Bir diğer gelişme de tüm dünyada milyarlarca kullanıcıya sahip Meta'da yaşandı. Çok uluslu bir grup, WhatsApp'ın aslında mesajları sakladığını, analiz ettiğini ve şirket çalışanlarının bu mesajlara erişebildiğini öne sürüyor. Şirkete ABD'de açılan davada, "WhatsApp Uçtan Uca Şifreleme" sisteminin gerçeği yansıtmadığı ve kullanıcı mahremiyetinin ihlal edildiği öne sürüldü.
Edward Snowden devlet-sosyal medya ilişkisini açığa çıkardı
Teknoloji devlerinin casusluk ve mahremiyeti ihlal etme iddiaları ise bir hayli eskiye gidiyor. Başta ABD merkezli sosyal medya platformları olmak üzere birçok şirket kurulduğu günden bugüne pek çok iddiayla gündeme gelirken bunlar arasında en öne çıkanı ise eski ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) çalışanı Edward Snowden'ın elde ettiği gizli belgeleri tüm dünya ile paylaşması oldu.
Belgelerde, ABD hükümetinin sadece "şüphelileri" değil, tüm dünyayı kapsayan kitlesel bir gözetleme sistemi kurduğu ortaya çıkarken, Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) Google, Apple, Facebook, Microsoft ve Yahoo gibi dev şirketlerin sunucularına doğrudan erişim sağlayabildiği ve kullanıcıların e-postalarını, sohbet geçmişlerini ve dosyalarını izleyebildiği ortaya çıkmıştı.
Facebook'a tarihteki en yüksek "gizlilik ihlali" cezası kesildi
Dünya gündemine damga vuran bir diğer sosyal medya skandalı ise 2018 yılında ortaya çıktı. Cambridge Analytica skandalı adı verilen olay, sadece bir "veri sızıntısı" değil, dijital verilerin insanların psikolojisini manipüle ederek seçim sonuçlarını değiştirmek için kullanıldığı bir "psikolojik savaş" örneği olarak tarihe geçti.
Facebook üzerinden "this is your digital life" adlı bir kişilik testi uygulaması ile yaklaşık 87 milyon kişinin tüm bilgilerini ele geçiren Cambridge Analytica şirketi, bu devasa veri setini kullanarak her bir kullanıcı için psikolojik profiller çıkardı.
Kişilerin hassasiyetlerine göre manipülasyonlar yaptığı belirlenen şirketin bu yolla hem Brexit seçimlerini hem de ABD'deki 2016 seçimlerine etki ettiği düşünülüyor.
Olayın sonucunda Cambridge Analytica şirketi kapatılırken sosyal medya şirketi Facebook'a 5 milyar dolar ceza kesildi. Bu da bir teknoloji şirketine verilen en yüksek "gizlilik ihlali" cezası oldu.
ABD Hükümeti ile X arasındaki sansür ortaklığı açığa çıktı
"Twitter Dosyaları" ifşaları da sosyal medya tarihinin en öne çıkan tartışmaları arasında yer aldı. ABD'li iş insanı Elon Musk'ın platformu satın aldıktan sonra bağımsız gazetecilere açtığı şirket içi yazışmalar ve belgelerden oluşan dev ifşaat serilerinde X'in (eski adıyla Twitter) eski yönetiminin ABD hükümetiyle yaptığı gizli anlaşmalar gözler önüne serildi.
İfşalarda X'in "görünürlük filtreleme" adını verdiği bir sistemle, hükümetin resmi söylemiyle çelişen hesapları kullanıcıya fark ettirmeden kısıtladığı belgelendi. Bu hesaplar tamamen kapatılmasa da attıkları tweetlerin başkalarının önüne düşmesinin algoritma tarafından engellendiği tespit edildi.