Polisin karakolda zanlıyı vurmasıyla ilgili dikkat çeken karar!

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kokain satıcısının Asayiş Büro Amirliğinde çıkan arbede de polisin silahından çıkan kurşunla hayatını kaybettiği olayda, taksirle ölüme sebebiyet verildiğine hükmetti.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Eklenme : 22 Ocak 2022 00:03
Polisin karakolda zanlıyı vurmasıyla ilgili dikkat çeken karar!

Olayın gelişimi nasıl gerçekleşti?

Maktulün şüpheli davranışlar sergilemesi üzerine, kimlik kontrolü akabinde üst araması yapılmış, yapılan aramada daha sonra niteliği kokain olduğu anlaşılan uyuşturucu madde ele geçirilince, Beyoğlu Asayiş Büro Amirliğine götürülmüştür.

Nezarethanenin tamiratta olması nedeniyle maktulün sanık tarafından avukat görüşme odasına alınmıştır.

Burada yapılan detaylı üst aramasında maktulün iç çamaşırına gizlenmiş vaziyette 13 parçaya bölünmüş olan kokain maddesi ele geçirilmiştir.

Maktül polisin silahına sarılmıştır

Sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasına göre; maktul sanığın beline davranarak silahını almaya yeltenmiş, maktul namlu kısmından sanık ise kabze kısmından tutarak silahı aralarında çekiştirmişler sanık tekrardan silahını maktulden kurtarmak istediği sırada silahın ateş almıştır.

İlk derece mahkemesi kasten öldürme yönünde hüküm kurmuştur

Yargıtay 1. Ceza Dairesi kararı bozdu

Maktul ile polis memuru sanık arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumetleri olmadığı gibi, olay öncesi tanışıklıkları dahi bulunmadığı, maktulün yakalanmasıyla asayiş büro amirliğine götürülüp ölüm olayını gerçekleştiği aralıkta da sanık ile maktul arasında öldürmeyi gerektirecek derecede husumete neden olacak bir olayın yaşandığına dair bir delilin bulunmadığı,

Maktulün cesedi üzerinde yapılan otopsi ve ölü muayeneye ilişkin tutanaklardan anlaşılacağı üzere kötü muameleye maruz kaldığına dair bir tespitin de bulunmadığı,

Atış mesafesinin tayinine ilişkin delil niteliği taşıyan maktulün gömleğinin kasten yok edildiğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı,

Silah kullanma ve bulundurma konusunda tecrübeli olan sanığın, Polisin Merasim ve Topluluklardaki Rolüne ve Polis Karakolları Teşkilatlanmasına dair talimatnamenin 215. maddesine göre polisin silah bulundurma kaidesinin istisnası olan nezarethaneye, silah emniyeti konusunda gerekli tedbirleri almadan, uyuşturucu madde bulundurmaktan şüpheli olan maktulün tek başına bulunduğu odaya girmesiyle, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve yaşanan olaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla, neticenin sanık tarafından öngörülmesinin mümkün olmaması nedeniyle sanık hakkında TCK'nin 85. maddesi uyarınca taksirle ölüme neden olma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yerine suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu olası kastla öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,

bozmayı gerektirmiştir.

T.C.

KAPAT [X]

YARGITAY

1. CEZA DAİRESİ

E. 2021/10404

K. 2021/13876

T. 3.11.2021

DAVA:

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm sanık müdafii ve Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek;

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR:

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'ın maktul ...'e yönelik eyleminin sübutu kabul edilmiş, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin TCK'nin 24. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak; sanık hakkında hüküm tesis edilirken kast, olası kast, taksir ve bilinçli taksir gibi ceza hukuku kavramlarının incelenmesi ve somut olaya tatbik edilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 05.06.2012 tarih ve 2011/840 Esas - 2012/214 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi doğrudan kast, failin hareketinin yasal tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesini gerektirir. Ancak, failin hareketiyle hedeflediği doğrudan sonuçların yanısıra, hareketinin zorunlu sonuçları ya da kaçınılmaz yan sonuçları da, açık bir isteme olmasa dahi doğrudan kast kapsamında değerlendirilmektedir.

Öğreti ve uygulamada "dolaylı kast", "belirli olmayan kast", "gayrimuayyen kast" "olursa olsun kastı" olarak da adlandırılan olası kast, TCK'nin 21. maddesinin 2. fıkrasında; "öngörmesine rağmen fiili işlemesi" şeklinde tanımlanmıştır. Olası kastı, doğrudan kasttan ayıran temel ölçüt ise; suçun yasal tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin mutlak olmayıp, muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda, bu ihtimalin gerçekleşmesini kabullenerek, olursa olsun düşüncesi ile ve ona katlanmayı da göze alarak hareket etmekte ve muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için de önlem almamaktadır.

Taksirdeki düzenlemeye bakıldığında ise; kural olarak suç, ancak kastla işlenebilir, fakat, yasada açıkça gösterilen hallerde suçlar taksirle de işlenebilir. Taksir, TCK'nin 22/2. maddesinde; "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi" şeklinde tanımlanmıştır.

Öte yandan, olası kastın, başka bir ayırıcı unsura yer verilmemesi nedeniyle, anılan Yasanın 22. maddesinin 3. fıkrasında; "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır" şeklinde tanımlanan bilinçli taksirle karıştırılabileceği hususu öğretide dile getirilmiş ise de, yasa koyucu, madde metninde yer vermediği "kabullenme" ölçütüne, madde gerekçesinde; "olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir" şeklinde açıklama yapmak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak ölçütü ortaya koymuştur.

Olası kast ve bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçütleri, yargısal kararlar ve bilimsel görüşlerden de yararlanmak suretiyle şu şekilde belirlemek olanaklıdır;

Gerek olası kast, gerekse bilinçli taksirde netice fail tarafından öngörülmektedir. Bilinçli taksirde, öngörülen neticenin gerçekleşmeyeceği ... edilmekte, olası kastta ise bu netice fail tarafından göze alınmakta ve kabullenilmektedir.

Bu açıklamalar ışığında özetle; gerçekleşmesi mutlak görünen neticenin failce bilinmesi ve istenmesi halinde doğrudan kast, öngörülen olası neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmek suretiyle neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır.

Somut olayın kabulünde ise; oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ...'in polis memuru olarak İstanbul İli Beyoğlu İlçesi'nde görev yaptığı, olay günü yanında tanıklar ... ve ... A. ile birlikte sivil olarak asayiş uygulamaları yaptıkları esnada yanında M. isimli şahıs olan maktulün şüpheli davranışlar sergilemesi üzerine, kimlik kontrolü akabinde üst araması yapıldığı, yapılan aramada daha sonra niteliği kokain olduğu anlaşılan uyuşturucu madde ele geçirildiği, bunun üzerine, M. isimli şahsın tanıklar ... ve ... tarafından, maktulün ise sanık ... tarafından yasal işlemler yapılmak üzere Beyoğlu Asayiş Büro Amirliğine götürüldüğü, nezarethanenin tamiratta olması nedeniyle maktulün sanık tarafından avukat görüşme odasına alındığı, burada yapılan detaylı üst aramasında maktulün iç çamaşırına gizlenmiş vaziyette 13 parçaya bölünmüş olan kokain maddesi ele geçirildiği, tüm bu işlemler esnasında sanığın beylik tabancasının kemer ile vücudu arasında konulmuş, namlusuna mermi sürülü ve horoz emniyeti kapalı vaziyette bulunduğu, sanık ...'in maktule el kol hareketleriyle giyinmesini söyleyip tanık polis memuru ...'ı çağırmak için kapıya yöneldiği anda, tanık ... dışında tarafsız tanığı bulunmayan olayda sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasına göre; maktulün sanığın beline davranarak silahını almaya yeltendiği, sanığın da silahına davranıp tuttuğu, maktulün namlu kısmından sanığın ise kabze kısmından tutarak silahı aralarında çekiştirdikleri ve sanığın sert bir şekilde çekmesiyle maktulün namluyu bırakmadığı ancak dizlerinin üzerine düştüğü, sanığın tekrardan silahını maktulden kurtarmak istediği sırada silahın ateş aldığı ve maktulün sol klavikula bölgesinden aldığı isabet nedeniyle iç organ harabiyeti ve iç kanama sonucu hayatını kaybettiği anlaşılan olayda;

Nijerya uyruklu maktul ... ile polis memuru sanık ... arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumetleri olmadığı gibi, olay öncesi tanışıklıkları dahi bulunmadığı, maktulün yakalanmasıyla asayiş büro amirliğine götürülüp ölüm olayını gerçekleştiği aralıkta da sanık ile maktul arasında öldürmeyi gerektirecek derecede husumete neden olacak bir olayın yaşandığına dair bir delilin bulunmadığı, maktulün cesedi üzerinde yapılan otopsi ve ölü muayeneye ilişkin tutanaklardan anlaşılacağı üzere kötü muameleye maruz kaldığına dair bir tespitin de bulunmadığı, atış mesafesinin tayinine ilişkin delil niteliği taşıyan maktulün gömleğinin kasten yok edildiğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı, olayın oluşuna ilişkin sanığın tanık ... tarafından da doğrulanan savunmasına itibar edilmesinin gerektiği ve buna göre,

Nezarethanesi tamiratta olan karakolun avukat görüşme odasının şüphelilerin gözetim altında tutulduğu yer olarak kullanılması nedeniyle nezarethane olarak kullanıldığı hususu göz önünde bulundurulduğunda; silah kullanma ve bulundurma konusunda tecrübeli olan sanık ...'in, Polisin Merasim ve Topluluklardaki Rolüne ve Polis Karakolları Teşkilatlanmasına dair talimatnamenin 215. maddesine göre polisin silah bulundurma kaidesinin istisnası olan nezarethaneye, silah emniyeti konusunda gerekli tedbirleri almadan, uyuşturucu madde bulundurmaktan şüpheli olan maktulün tek başına bulunduğu odaya girmesiyle, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve yaşanan olaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla, meydana gelen neticenin sanık tarafından öngörülmesinin mümkün olmaması nedeniyle sanık hakkında TCK'nin 85. maddesi uyarınca taksirle ölüme neden olma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yerine suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde olası kastla öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafii ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, hükmün 1412 Sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 03.11.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.

Memurlar.Net'i Twitter'dan takip etmek için tıklayınız

Bu Habere Tepkiniz