Danıştay'dan ticaret odasında çalışanlar hakkında önemli karar!

Danıştay Sekizinci Dairesi, ticaret odası bünyesinde iken görevine son verilen davacı hakkında işlemin idari yargı yerinde görülmesi gerektiğine hükmetti!

Kaynak : Memurlar.Net
Eklenme : 25 Eylül 2021 00:01
Danıştay'dan ticaret odasında çalışanlar hakkında önemli karar!

Dava konusu olayda, Ankara Ticaret Odası bünyesinde görevli davacının Yönetim Kurulu Kararı ile görevine son verilmiştir.

İlk derece mahkemesi, Ankara Ticaret Odası'nda 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olarak iş sözleşmesi imzalanmak suretiyle görev yapan davacı hakkında tesis edilen işlemin Oda Yönetim Kurulu kararı ile iş akdinin feshine dair olduğu, bu yönüyle özel hukuka tabi olduğu gerekçesiyle konunun adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine hükmedilmiştir. İstinaf mahkemesi de, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun görmüştür.

Danıştay Sekizinci Dairesi ise, 5590 sayılı Yasanın yürürlükte olduğu dönemde ticaret odalarının kamu hizmeti görmek amacıyla personeliyle aralarında yaptıkları ve yenilenerek devam eden sözleşmelerin idari sözleşmeler niteliğinde olduğu, bu sözleşmelerin feshine ilişkin uyuşmazlıkların görüm ve çözüm yerinin de idari yargı yeri olduğu, davacının işe girdiği 16.07.2001 tarihinden işine son verildiği 21.05.2019 tarihli Yönetim Kurulu kararına kadar memur statüsünde istihdam edildiği, statü hukukuna tabi olarak kadro karşılığı istihdam edilmiş olan davacının mevcut statüsünün korunması gerektiği, bu yönüyle işlemin idari yargı yerinde bakılmasına karar verilerek bölge idare mahkemesinin kararını bozmuştur.

T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2019/10214

Karar No : 2021/8

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : .

VEKİLLERİ : Av. .

Av. .

KARŞI TARAF (DAVALI) : . Başkanlığı

VEKİLLERİ : Av..

İSTEMİN KONUSU : . Bölge İdare Mahkemesi . İdari Dava Dairesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

KAPAT [X]

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Ankara Ticaret Odası bünyesinde ... olarak görev yapmakta iken . tarihli ve . sayılı yönetim kurulu kararı ile görevine son verilen davacı tarafından, görevine son verilmesine ilişkin kararın iptali ile söz konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların görevine son verildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: . İdare Mahkemesince verilen . tarih ve E:., K:. sayılı kararda; uyuşmazlığın, Ankara Ticaret Odası'nda 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olarak iş sözleşmesi imzalanmak suretiyle görev yapan davacının, Oda Yönetim Kurulu kararı ile iş akdinin feshine ilişkin olduğu, bir başka ifadeyle işçi ile işveren arasında ortaya çıkan özel hukuka tabi bir uyuşmazlık olduğu anlaşıldığından, yasal düzenlemeler uyarınca davanın görüm ve çözümünde; adli yargı içerisinde yer alan İş mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:

. Bölge İdare Mahkemesi . İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, işçi değil memur olduğu, emekli olmaksızın 5174 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 2004 yılından önce davalı idarede çalışmaya başladığı, bordrolarında memur statüsünü destekler nitelikte somut ifadeler olduğu, maaşından işsizlik sigortası primi kesilmediği, yıllık izinlerinin memur statüsünde hesaplandığı ve kullandırıldığı, işçilere ait özel haklardan hiçbir zaman yararlanmadığı, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan davalı idarenin işlemlerinin de idari işlemler olduğu, 5174 sayılı Kanun'un Geçici 12. maddesi gereği mevcut statüsünü koruduğu, 2004'teki kanun değişikliği sonrası zorla imzalattırılan iş sözleşmelerinin aynı Kanun'un Geçici 12. maddesi gereği kendisine tanıdığı hakkı kaldıramayacağı, 2004 öncesi işe girenler için zorla imzalattırılan iş sözleşmelerinin Geçici 12. madde gereği yok hükmünde olduğu, İdare Mahkemesi kararında bahsedilen uyuşmazlık mahkemesi kararındaki davacı ile kendi durumunun çok farklı olduğu; öyle ki ilgili kişinin ATO'da göreve başlamadan önce başka bir kurumdan emekli olduğu, ATO'da doğrudan işçi statüsünde sözleşmeli olarak çalışmaya başladığı, bu davanın o dava ile hiçbir benzerliği bulunmadığı, istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek dava konusu idari işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ .'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Ankara Ticaret Odası bünyesinde . olarak görev yapan davacının, 5174 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 16.07.2001 tarihinde . unvanıyla memur statüsünde göreve başladığı, 5174 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra ise, davalı idare ile arasında "4857 sayılı İş Kanunu'na tabi iş sözleşmesi" imzalanmak suretiyle ve 2019'da Danışman kadrosuna atanarak görevine devam ettiği, devamında . tarihli ve . sayılı yönetim kurulu kararı ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2-e alt bendi uyarınca iş sözleşmesinin feshedilmesine karar verilmesi nedeniyle görevine son verildiği, bunun üzerine davacı tarafından, görevine son verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının iptali ile söz konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların görevine son verildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:

01.06.2004 tarihli ve 25479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun "Odalar" başlıklı 4. maddesinde, "Odalar; üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere mesleki disiplin, ahlak ve dayanışmayı korumak ve bu Kanun'da yazılı hizmetler ile mevzuatla odalara verilen görevleri yerine getirmek amacıyla kurulan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır."; "Oda, borsa ve birlik personeli" başlıklı 73. maddesinde, "Oda, borsa, Birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilenler bu Kanun'da yer alan hükümler dışında 4857 sayılı İş Kanunu'na tabidir."; Geçici 3. maddesinde, "Bu Kanun'da öngörülen yönetmelikler, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yürürlüğe konulur. Bu yönetmelikler yürürlüğe konuluncaya kadar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan tüzük ve yönetmeliklerin, bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir."; Geçici 12. maddesinde, "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte oda, borsa, Birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilmekte olanların, mevcut statülerine göre istihdam edilmelerine devam olunur." kuralına yer verilmiş; aynı Kanun'un 103. maddesi ile 08.03.1950 tarihli ve 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Kuruluş amaçları kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmeti olup, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahip olan ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum yarattıkları için personeli de kamu hukukuna tabi olan oda, borsa ve birliklerin 5590 sayılı Yasanın yürürlükte olduğu dönemde kamu hizmeti görmek amacıyla personeliyle aralarında yaptıkları ve yenilenerek devam eden sözleşmeler idari sözleşmeler niteliğinde olduğundan, bu sözleşmelerin feshine ilişkin uyuşmazlıkların görüm ve çözüm yerinin de idari yargı yeri olduğu kuşkusuzdur.

Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, davacının işe girdiği 16.07.2001 tarihinden işine son verildiği 21.05.2019 tarihli Yönetim Kurulu kararına kadar memur statüsünde istihdam edildiği, davacıdan işsizlik sigortası primi kesilmediği, yıllık izinlerinin memur statüsünde hesaplanarak kullandırıldığı ve işçilere ait özel haklardan faydalandırılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca; davacıya ait 25.01.2019 tarihli ücret bordrosunda, SGK statüsü 4/c emekli sandığı (çalışan), memuriyet derecesi ¼ , 657 ek ödeme, gösterge, ek gösterge, aile yardımı ve özel hizmet tazminatı ödemesi görünmekte; işsizlik kesintisi, işveren işsizlik payı, işsizlik matrahı ise görünmemektedir.

Her ne kadar, 01.06.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5174 sayılı Kanun'un 73. maddesinde, oda, borsa, birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilenlerin Kanun'da yer alan hükümler dışında 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olacakları düzenlenmiş ise de; aynı Kanun'un Geçici 12. maddesinde, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte oda, borsa, birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilmekte olanların, mevcut statülerine göre istihdam edilmelerine devam olunacağı kuralına yer verilmiştir. Buna göre, Kanun'un yürürlük tarihinden önce, 16.07.2001 tarihinde statü hukukuna tabi olarak, kadro karşılığı istihdam edilmiş olan davacının mevcut statüsünü koruyacağı açıktır. Dolayısıyla, davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin, işe giriş tarihi esas alınmak suretiyle yargısal denetiminin de idari yargı yerlerinde yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, davacının iş akdinin feshi nedeniyle görevine son verilmesine ilişkin işlemin yargısal denetiminin de idari yargı yerlerinde yapılması gerektiğinden, Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görevinde olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu itibarla, davanın görev yönünden reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,

2. . Bölge İdare Mahkemesi . İdari Dava Dairesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Kullanılmayan . TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,

4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın .Bölge İdare Mahkemesi . İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/01/2021 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.

Bu Habere Tepkiniz