Advertisement

Doçentlik sınavına başvuruda sınırlama getiren düzenlemeye açılan dava sonuçlandı

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 23 Kasım 2022 00:10, Son Güncelleme : 21 Kasım 2022 16:14
Doçentlik sınavına başvuruda sınırlama getiren düzenlemeye açılan dava sonuçlandı

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından 31/12/2015 tarihinde internet sitesinde yayımlanan "Doçentlik Başvuru Şartları" başlıklı Duyurunun 51 nolu koşulunda yer alan "...Aday sadece doktora yaptığı bilim alanında doçentlik sınavına başvurabilir." cümlesinin iptali istemiyle açılan davayı sonuçlandırdı.

Dava konusu düzenlemenin iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 07/09/2021 tarih ve E:2016/2476, K:2021/3670 sayılı kararının ONANMASINA karar verildi.

İdarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi olmakla birlikte 'hukuki güvenlik ilkesi' ihlal edilmemelidir
İdarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceğinin kuşkusuz olduğu, ancak bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerekir.

Haklı beklenti ihlal edilmiştir

Dava konusu düzenleyici işlemin bu bağlamda değerlendirilmesi neticesinde ise; her ne kadar davalı idarelerce 31/12/2015 tarihinde duyurulan doçentlik başvuru şartlarının 2016/Nisan dönemi yerine 2016/Ekim döneminde uygulanmasına karar verilmiş ise de; bu durumun idarenin daha önceki uygulamasına güvenerek doçentlik başvurusu için bilimsel hazırlık sürecini tamamlayan adayların haklı beklentilerini karşılayacak bir geçiş hükmü mahiyetinde olmadığının anlaşıldığı,

Ayrıca; Dairelerinin 29/06/2021 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden dava konusu edilen düzenlemenin yürürlükte olduğu dönemde davacının doçentlik başvurusunun olup olmadığı ve dava konusu edilen düzenlemenin davacının doçentlik başvurusu yönünden engel teşkil edip etmediğinin, şayet başvuruda bulunulmuş ise; davacının doçentlik başvurularına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenildiği, cevaben gönderilen bilgi ve belgelerden, davacının 2016/Nisan döneminde Hukuk Temel Alanı başlığı altında yer alan Mali Hukuk bilim alanından doçentlik sınavına başvuru yaptığı ve 15/12/2017 tarihinde davacıya Mali Hukuk bilim alanında doçent unvan ve yetkisi verildiğinin anlaşıldığı,

Her ne kadar davalı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığınca, dava konusu düzenlemenin davacının başvurusuna engel bir durum olmadığı ve davacıya doçentlik belgesi verildiği ileri sürülmekte ise de; Yükseköğretim Kurul Başkanlığının savunma dilekçesinde de belirtildiği üzere, dava konusu düzenlemenin 2016/Ekim dönemi başvurularından itibaren geçerli olduğu, bununla birlikte davacının da dava konusu düzenlemenin yürürlükte olmadığı 2016/Nisan döneminde doçentlik başvurusunda bulunduğunun açık olduğu,

Bu durumda; doçent adaylarının doçentlik sınavı başvurularını sadece doktora yaptıkları bilim alanıyla sınırlayan dava konusu düzenlemenin, hukuki ve bilimsel gerekçeleri ile akademik gerekliliğini ortaya koyacak verilerin davalı idarelerce ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenleyici işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.


T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No: 2022/4
Karar No: 2022/1221

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- . Başkanlığı
VEKİLİ: Av. .
2- . Başkanlığı
VEKİLİ: Av. .
KARŞI TARAF (DAVACI) : .

İSTEMLERİN KONUSU:
Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/09/2021 tarih ve E:2016/2476, K:2021/3670 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem:

Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından 31/12/2015 tarihinde internet sitesinde yayımlanan "Doçentlik Başvuru Şartları" başlıklı Duyurunun 51 nolu koşulunda yer alan "...Aday sadece doktora yaptığı bilim alanında doçentlik sınavına başvurabilir." cümlesinin iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti:

Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/09/2021 tarih ve E:2016/2476, K:2021/3670 sayılı kararıyla;

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle 11 ve 24. maddelerine yer verilerek;

İdarelerin, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde hizmet etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahip oldukları, kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunduğu hususunda kuşku bulunmadığı,

İdareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceğinin de izahtan vareste olduğu, takdir yetkisinin yargısal denetiminin, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlı olduğu,

Her ne kadar davalı idarelerce dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek yapıldığı ve bu konuda idarenin takdir yetkisi olduğu iddia edilmekte ise de; dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde davalı idarelerin bu iddialarını destekleyen ve düzenlemenin yapılmasına esas teşkil eden gerekçelerin ve akademik gerekliliğin varlığını ortaya koyan verilerin veya bu yöndeki akademik çevrelerden alınmış bilimsel görüşlerin dikkate alınarak düzenleme yapıldığını gösteren bilgi ve belgelerin sunulmadığının anlaşıldığı,

Diğer yandan; idarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceğinin kuşkusuz olduğu, ancak bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği,

Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan "hukuk güvenliği" ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlandığı, hukuk güvenliği ilkesinin, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı, bu bağlamda, önceden oluşmuş hukuksal durumların, sonradan yapılacak işlemlerle değiştirilmesinin, hukuktan beklenen güvenle bağdaşmayacağı,

Dava konusu düzenleyici işlemin bu bağlamda değerlendirilmesi neticesinde ise; her ne kadar davalı idarelerce 31/12/2015 tarihinde duyurulan doçentlik başvuru şartlarının 2016/Nisan dönemi yerine 2016/Ekim döneminde uygulanmasına karar verilmiş ise de; bu durumun idarenin daha önceki uygulamasına güvenerek doçentlik başvurusu için bilimsel hazırlık sürecini tamamlayan adayların haklı beklentilerini karşılayacak bir geçiş hükmü mahiyetinde olmadığının anlaşıldığı,

Ayrıca; Dairelerinin 29/06/2021 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden dava konusu edilen düzenlemenin yürürlükte olduğu dönemde davacının doçentlik başvurusunun olup olmadığı ve dava konusu edilen düzenlemenin davacının doçentlik başvurusu yönünden engel teşkil edip etmediğinin, şayet başvuruda bulunulmuş ise; davacının doçentlik başvurularına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenildiği, cevaben gönderilen bilgi ve belgelerden, davacının 2016/Nisan döneminde Hukuk Temel Alanı başlığı altında yer alan Mali Hukuk bilim alanından doçentlik sınavına başvuru yaptığı ve 15/12/2017 tarihinde davacıya Mali Hukuk bilim alanında doçent unvan ve yetkisi verildiğinin anlaşıldığı,

Her ne kadar davalı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığınca, dava konusu düzenlemenin davacının başvurusuna engel bir durum olmadığı ve davacıya doçentlik belgesi verildiği ileri sürülmekte ise de; Yükseköğretim Kurul Başkanlığının savunma dilekçesinde de belirtildiği üzere, dava konusu düzenlemenin 2016/Ekim dönemi başvurularından itibaren geçerli olduğu, bununla birlikte davacının da dava konusu düzenlemenin yürürlükte olmadığı 2016/Nisan döneminde doçentlik başvurusunda bulunduğunun açık olduğu,

Bu durumda; doçent adaylarının doçentlik sınavı başvurularını sadece doktora yaptıkları bilim alanıyla sınırlayan dava konusu düzenlemenin, hukuki ve bilimsel gerekçeleri ile akademik gerekliliğini ortaya koyacak verilerin davalı idarelerce ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenleyici işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:

Davalı idareler tarafından, düzenleyici bir işlemin yürürlüğe girmesinden önce kurulup süregelen hukuki durumların, yeni düzenleyici işlem eskiden beri süregelen hukuki durumlar için daha ağırlaştırıcı hükümler taşısa dahi bu durumlara uygulanacağı, bu itibarla, henüz doçentlik çalışmalarının devam ettiği belirtilen davacılar açısından kazanılmış hak doğmasının söz konusu olmayacağı, adayın sadece doktora yaptığı bilim alandan doçentlik sınavına başvurabileceğine ilişkin düzenlemenin, üniversitelerde doçent unvanı ile görev yapacak akademik personelin bilimsel yayın ve eserlerinin belli düzeyde olmasını sağlamak, eğitim kalitesini yükseltmek ve başvurularda yapılacak olan değerlendirmenin objektif kriterlere göre gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla yapıldığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ .'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;

"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,

2.Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 07/09/2021 tarih ve E:2016/2476, K:2021/3670 sayılı kararının ONANMASINA,

3. Kesin olarak, 04/04/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Davalı idareler tarafından hukuk temel alanının özellikleri değerlendirilerek profesörlükten önceki en üst düzey akademik unvan olan doçentlik unvanını taşıyacak akademisyenlerin, öncelikle alanının temel formasyonlarını edinmiş olmasının ve alanında orijinal bir araştırmanın sonuçlarını ortaya koymasını teminen, dava konusu düzenleme ile hukuk temel alanında doçentlik sınavına başvuran adayların hukuk fakültesi mezunu olması ve sadece doktora yaptığı bilim alanından doçentlik sınavına başvurabilmesi şartı getirilmiştir.

Öte taraftan, işlem tarihinde yürürlükte olan Doçentlik Sınav Yönetmeliği'nin 3. maddesinde, "Doçentlik sınavı, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen ve Yükseköğretim Kurulu tarafından onaylanan bilim/sanat alanları ve doçentlikle ilgili kriterler çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. Dairenin iptal gerekçesi "idarenin daha önceki uygulamasına güvenerek doçentlik başvurusu için bilimsel hazırlık sürecini tamamlayan adaylar yönünden haklı beklentilerini karşılayacak bir geçiş hükmüne yer verilmediği" hususu olmasına rağmen, Dairece geçiş hükümlerine yer verilmemesine yönelik eksik düzenlemenin iptali yerine Doçentlik Sınav Yönetmeliği'nin 3. maddesi hükmü uyarınca izleyen dönemde ve kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanacak olan dava konusu düzenlemenin iptalinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Belirtilen nedenlerle, davalı idarelerin temyiz başvurularının kabul edilerek Daire kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Memurlar.Net'i Twitter'dan takip etmek için tıklayınız

Bu Habere Tepkiniz